Lahor Talabani: Kerkük ve Güney’deki gerçekler halktan gizleniyor. YNK Özel Kuvvetler Komutanı Lahor Şêx Cengi Talabani, dört parça Kürdistan’ı düşünmeden kazanımların hiçbir güvencesinin olmadığını ve Rojava’nın örnek alınması gerektiğini söyledi.

 

E63EDC44-9260-4A17-BC29-952488E6EBC8.jpeg
Teletex News24 – Hakkında, Kerkük’ün kendisi ve ekibi tarafından teslim edildiği şeklinde değerlendirmeler yapılan, YNK Özel Kuvvetler Komutanı Lahor Şêx Cengi Talabani, ANF’nin sorularını yanıtladı…

Lahor Şêx Cengi Talabani, 25 Eylül referandumundan sonra Güney Kürdistan’da başlayan gelişmeler, Rojava modeli, Güney ile ABD ilişkileri, Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik işgal girişimi ve Barzanilerin Kasım Süleymani ile görüşmesine kadar, birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

‘BİRLİK SORUNUMUZ VAR’

Güney Kürdistan’da yaşanan kriz nereye doğru gidiyor? Krizin nedenleri ve çıkış yolları sizce neler?

Kürdistan toprağının yüzde ellisini kaybetmeden önce, bizim görüşümüz Bağdat hükümetinin anayasa çerçevesinde yürütülecek görüşmelerle bir çözüme gitme yönündeydi. Referanduma gitmeden öncede düşüncemiz bu yöndeydi. Referanduma destek veriyordum. Ancak şimdi koşulları yok, daha sonra yapalım, diyordum.

Fakat hiç kimseyi dinlemeden, görüşlerini dikkate almadan, gözü kapalı bir şekilde aldıkları kararı uyguladılar.

Uluslararası, bölgesel siyasal atmosfer başarılı bir referandum gerçekleştirmemize imkan vermiyordu. Irak anayasasına haklarımızı korumak için uymamız, ona göre hareket etmemiz gerekirdi. Bu kadar siyasi hatalara rağmen yine de Irak anayasasının belirlediği çerçeveye dönmemiz gerekir. Elde kalanları korumak için dahi olsa bunu yapmamız gerekir.

Bağdat ile görüşmeler başlatıp, kaybettiğimiz dost ve haklarımızı anayasal çerçevede yeniden kazanmamız gerekir. Irak bir daha Kürtlere zulüm yapamaz.

Güney’deki sorunumuz birlik olma sorunudur. Hani derler ya, evin içinde dağınık durumdayız, böyle olunca kimse dikkate almaz. Rojava’ya bakın, birlik oldukları için çok zor ve kıt imkanlarla büyük başarılar elde ettiler. Rojava’da kalmayan ve engel olmak isteyen bazıları var ancak onların hiçbir etkisi yok.

Fakat Güney’deki liderlerimiz, yöneticilerimizden hiçbiri Kürtlerin hepsini bir araya getirecek bir çatı örgütünü kuramadı.

Güney’de en başta siyasi birlik gerekir dediğimde iktidar ve muhalefet, tüm siyasi parti ve örgütlerin birliğinden söz ediyorum. Eğer bir parti dahi bu birliğin dışında kalırsa bu bir çatlak olur, düşman da bu çatlaktan faydalanmak ister.

Kerkük’te yaşanan felaketten önce ulusal birliği sağlamamız gerekir, demiştim. Ulusal birlik demek, sadece YNK, KDP, Goran ve diğerlerinin hükümet olması demek değil. Tüm siyasi parti ve örgütlerin içinde yer alması gereken bir yapıdır. Bazıları geçici özgürlük ve kurtuluş hükümetinin kurulmasını öneriyor. Eğer bununla sorun çözülecekse KDP, YNK biraz geri çekilerek, feragat ederek yaşadığımız krizden çıkış yapmamız için buna yol vermelidir.

Eğer birlik olursak Irak hükümeti başka bir şekilde bize bakar ve dikkate alır.

Bana göre elimizdeki imkanları doğru ve iyi değerlendirmedik. Onun için de Kürt meselesi geriye doğru gitti.

Sadece Güney Kürdistan’daki partiler arası bir birlik krizi aşmak için yeterli mi?

Ulusal birlik derken dört parça Kürtler arasındaki bir ulusal birlikten söz ediyorum. Onun için elbette bir Ulusal Birlik Kongresi gereklidir. Nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu bilirsek buna ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu anlarız. Birlik olursak, gücümüzü bir araya getirirsek, düşmanlarımız da daha başka bir gözle bize bakarlar.

Belki bazıları Türkiye, İran izin vermez, diyebilirler. Eğer biz birlik için var olan koşulları değerlendirip birliğimizi sağlasaydık hiçbir güç önünde engel olamazdı.

Görüşüme göre geride bıraktığımız iki yıl bunun için altın bir fırsat sunuyordu. Uluslararası güçler Rojava ve Güney Kürt güçlerine destek veriyor, arkalarında duruyordu.

Benim görüşüme göre o altın fırsatı şimdilik kaçırdık.

KERKÜK’TE NELER YAŞANDI?

Kerkük ile Kobanê’ye ilişkin bazı söylemleriniz var. Ancak 16 Ekim’de başta Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerin Irak merkezi hükümetine bırakılmasından sizi sorumlu tutanlar var. Kerkük nasıl bırakıldı, orada neler yaşandı?

Kerkük Kürdistan’ın kalbidir. Kobanê ise Kürdistan’ın şerefi ve onurudur.

Kobanê tehlikeye girdiğinde YNK birkaç başlı duruma gelmesine rağmen olağanüstü bir duruma geçtik. Mam Celal hastaydı. YNK çok parçalı bir durumdaydı. DAİŞ Güney’in bazı yerlerine saldırıyordu. Buna rağmen aklımız fikrimiz Kobanê’deydi. Kobanê kahramanları, savaşçılarının rolleri, direnişleri unutulamaz. Başarı onların direnişi ve kahramanlıkları ile oldu. Esas rol onlarındır. Ama eğer harekete geçip bazı destekler sunulmasaydı belki Kobanê bugün bu durumda olmazdı. Bunu canı gönülden, yürekten yaptık. Herhangi bir minnet ve başka bir şey için yapmadık. Çünkü Kobanê Kürdistan’ın şerefi, onurudur.

Kürdistan’ın şerefi, onuru Kobanê için hükümet ve parti içinde bazı engeller olmasına rağmen böyle bir şey yapan biri nasıl Kürdistan’ın kalbi Kerkük için ihanet eder, diye herkese soruyorum. Bu söylenenler bana karşı bir karalama siyasetidir. Bu karalamaları yapan kişiler onlara rağmen Kobanê ve Rojava için yaptıklarımızın intikamını almak istiyorlar.

Rojava’ın intikamını ben ve bizden almak için uzun zamandır bir gerekçe arıyorlardı, şimdi bunu gerekçe yapmak istiyorlar. Ama söylediklerinin hepsi tamamen yalandır.

Kerkük’ün bırakılmasını benim üzerime yıkmaya çalışıyorlar. Ben orada olup bitenleri biraz anlatayım o zaman…

Referandumdan önce destek vermeme rağmen “Sen referanduma karşısın, gücün Kerkük’te kalmasın” dediler. Kerkük’ten gücümü çektim. Ardından birkaç defa daha Kerkük tehlikede, korumamız gerekir, dediğimde, “Hiçbir sorun ve tehlike yok. Bir şey olursa burada koruyacak güç var” dediler. Şêx Cafer Şêx Mustafa’ın peşmerge güçleri, KDP’nin özel kuvvetleri olan Zerevani güçleri, Kosret ve gücü oradaydı. Necmeddin Kerim, Kosret, Şêx Cafer, “Biz buradayız, senin güçlerinin kalmasına gerek” yok diyerek bizi çıkardılar. Bizi çıkardıktan sonra onların koruması gerekirdi. Ama korumadılar. Bu konuda yaptıkları suçlamalar Kürt halkının çıkarları ve siyasetine hizmet etmiyor. Bu suçlamalar sürdüğü müddetçe birbirimize saygımız kalmaz, onun için de herhangi bir noktada buluşamayız. Birlik olamayız.

Büyük siyasi hatalar yaptılar. Bunun faturasını halk ödüyor, faturasını Kerkük ve Xurmatu halkı ödedi. Televizyonlara, basın yayına çıkıp hata yaptıklarını açıklamaları gerekir. Umarım, yaptıkları hataları kabul edip çıkıp açıklarlar. ‘Böyle olacağını hesaplamadık’ şeklinde halka gerçekleri söyleyip, yeniden göreve hazır olduklarını söyleseler, halkımız onları anlar.

‘ROJAVA’DA İŞLEYİŞ İNANILMAZ’

Rojava sistemini nasıl buldunuz? Kürdistan’ın diğer parçaları için bir model olabilir mi sizce?

Son üç yıl içinde Rojava’ya birkaç defa gittim. Rojava sisteminden çok etkilendim. Tüm sınırların kapatılması, her taraftan saldırılar altında olmasına rağmen akıl almaz bir sistem oluşturmuşlar. Kantonların ilan edilmesi, köy, nahiye, şehir, kasabaların yönetilmesi karşısında şaşırıp kaldım. Kobanê’de neredeyse taş taş üstünde kalmamasına rağmen oraya gittiğimde 23 saat elektriklerinin olduğunu gördüm. O zor ve kıt koşullarda kentin su projesini yapmış ve çekmek için çalışıyorlardı. Rojava’da güçlü bir yurtsever ruh var. Ben o sistemi çok sevdim, beğendim çünkü halkçı bir sistemdi. Umarım, Kürdistan’ın diğer parçalarının siyasi partileri de örnek alır.

‘BÖYLE DEVAM EDERSE ÇOK ŞEYİ KAYBEDERİZ’

Kürdistan’ı egemenlikleri altında tutan sömürgeci güçler yaşanan krizden faydalanarak işgallerini genişletmek istiyorlar. Türkiye Bradost alanına girdi, Irak, Kerkük ve tartışmalı bölgelerin sorunu için uzlaşmaya yanaşmıyor. Ayrıca Kerkük ve Xurmatu çevresinde Kürtler saldırılarla karşı karşıya kalmış durumda. İşgalin önüne geçmek ve Kerkük ile tartışmalı bölgelerde yaşanan sorunları aşmak için ne yapılmalı?

Kerkük meselesi için şu an Irak hükümeti ile görüşme, diyalog ve müzakerelerin yapılması için çalışıyoruz. O bölgede yer alan şehir ve ilçeler 140. Madde kapsamında tartışmalı bölgelerdir. Irak merkezi hükümeti ya da bize bağlı kalmaları diye bir şey yok.

Kerkük’ün 11 milletvekili var. Bunların 8’ini Kürtler almış. 140. Madde’ye göre sorunun çözülüp herkesin alanına dönmesi gerekir. Eğer Irak anayasaya göre hareket ederse Kerkük’e, yerimize döneceğiz. Ona göre hareket etmezse de biz yine döneceğiz. Taktik olarak geri çekilmişiz ama biz nasıl olursa olsun Kerkük’e döneceğiz. Kerkük’e dönüşümüzün yasal ve barış içinde, savaşsız olmasını istiyoruz. Ancak eğer Irak hükümeti anayasaya göre hareket etmeyip bize saygı göstermezse o zaman biz de her yerde direnmeye hazırız.

TÜRKİYE’YE ÖNCÜLÜK EDEN ‘KÜRTLER’ VAR

Eğer Türk devleti Bradost, Başika ve Soran’a kadar işgal amacıyla geliyorsa, Türk devletine söyleyecek bir şeyim yok. Kürt güçleri onları çağırıp, önüne düşmüş ve onları getirip yerleştirmişler. Siyasi, ulusal birliğimiz olmadığı sürece düşmanlarımız bu parçalanmışlığımızdan yararlanarak amacını gerçekleştirmek ister. Güney’de yaşanan da budur. Böyle devam ederse çok şey kaybederiz. Güney Kürdistan Kuzey, Doğu, Rojava’ya destek verme gücündeydi. Öyle devam ederse bunları yapamayız. Daha büyük kayıplar yaşarız. Kürtler kaybeder, sadece biz Güneyliler değil.

Şu an Xurmatu’da yaşanan, siyasal hataların faturasıdır, onu da halkımız ödüyor. Xurmatu’nun hassasiyetini düşünerek, Xurmatu’da referandumun yapılmamasını istedim. Referandum yapılarsa orada savaş çıkar, dedim. Xurmatu kaymakamı ve YNK merkez yönetimini çağırdım, “referandum yapmayın” dedim. Ama Politbüro üyelerimiz dinlemedi. Zorla orada referandum yaptılar.

Xurmatu’da yaşananları kabul etmek mümkün değil. ABD’ye, İran’a, Irak’a, Türkiye’ye bu durumu kabul etmeyeceğimizi söyledik. Xurmatu halkımızın güvenlikli bir şekilde, hiçbir tehdit altında olmadan evine, topraklarının üzerine dönmesini istedik. İki haftaya kadar eğer sorun çözülüp halkımız evlerine, topraklarına dönmezse, bir patlamaya neden olabilir. Biz de öyle her şeyi kabul edip oturacak değiliz.

‘EYLEMLERİ DESTEKLİYORUM’

Geçtiğimiz günlerde Süleymaniye başta olmak üzere birçok merkezde halk sokaklara döküldü. Birçok olay yaşandı. Bazı televizyon kanalları kapatıldı, birçok gözaltı yaşandı. Bu olaylardan da sizi sorumlu tutan açıklamalar yapıldı. Buna ilişkin neler söyleyeceksiniz?

Şimdi Güney Kürdistan’da ne yaşanırsa dikkatler benim üzerine döner. Bir taraftan, Şêx Lahor isyana kalkışanların arkasında yer aldı, diyorlar. Diğer taraftan NRT kanalını kapattı, diyorlar. Çok çelişkili şeyler.

Halkımızın meşru haklarını elde etmeleri için yaptıkları eylemlerin yanındayım. Onlarla birlikte olduğumu bilmelerini isterim. Meşru demokratik eylemlerle bu haklarını savundukları sürece onların yanındayım.

Öğretmenler, doktorların ve diğer insanların haklarını almaları için yaptıkları eylemler en meşru eylemlerdir. Bazı siyasi güçler sokağa dökülen halkımızın içine insan sızdırıp eylemleri meşru olmaktan çıkardı. Çizgisinden saptırdı. Resmi kurumlar ve parti binalarının yakılması noktasına kadar götürdü. Bu tür şeyleri ne kabul ederim ne de destek veririm.

NRT kanalının kapatılması ve Şasuwar Abdulvahit’in yakalanmasından hiçbir haberim yok. Mahkeme ve emniyetin işidir. Kim bu kararı almış ve uygulamış, haberim yok. Ben hiçbir TV kanalının kapatılmasından yana değilim. Bu kanalın yayın yapmasını istiyorum. Şasuwar’ın yakalanmaması gerekirdi. Çünkü yakalanması ile daha da büyütüldü.

YNK’NİN ROLÜ

YNK mevcut hali ile yaşanan krize çözüm olabilir mi? YNK ne yapmalı?

Kişisel görüşüme göre YNK sadece Güney Kürdistan için değil, dört parça Kürdistan için olması gereken bir partidir. YNK dört parça Kürdistan devrimi ve mücadelesine destek vermiş bir partidir. Bu geçmişte YNK’nin hiç hata yapmadığı anlamına gelmez. Fakat YNK’yi üzerine bir çarpı atarak silemeyiz. YNK Güney Kürdistan için bir denge unsudur ve olması gerekir. YNK kendisini değiştirmek için kongre ya da kurultaya giderek bazı değişimler yapmalı. Yönetim ve başkanlığında bir değişikliğe gitmeli. Yetişen yeni kuşak var, rolünü oynayıp görev almak istiyor.

Ne yazık ki yetişen ve görev almak isteyen yeni kuşağı geçmişte politbüromuz çelik bir çekiçle kafalarına vurup onları ezmek istedi. Görev dışında tuttu. YNK 18 ile 20’li yaşlardaki gençlerle başladı. Başlayanlar merkez komite, politbüro üyeliklerinde yer aldı. Peşmerge komutanlıklarını yaptı. Savaştılar ve bir devrim yaptılar. Peki, neden şimdi mücadeleye yeni kuşağın gelmesini istemiyorlar… YNK’nin yaşadığı temel sorun bu.

Kişisel kanaatime göre YNK’nin varlığı zorunludur. Durumunun daha da kötüye gitmemesi gerekir. Mam Celal çizgisinde yeniden kendisini değiştirip örgütlemeli. Yönetiminde yer alanlar kişisel çıkarları bir kenara atıp halkın çıkarlarını esas alacak olanlar olmalı.

YNK’nin şimdi yapması gereken ya geçici bir yönetim oluşturmalı ya kongreye gidip değişiklikler yaparak yeni yönetimini oluşturmalı. Bunları yapmadan herhangi bir seçime gidemeyiz. Bunları yapmadan halka ne ile gidip bize oy verin diyeceğiz? Şu an YNK yönetiminde yer alanların bir bölümü YNK’ye zarar veriyor. Zarar veren bu yöneticilerle seçime gidemeyiz. Yeni, genç kuşak, taze kan ve yeni yüzlerle yapılan değişikliklerle halkın karşısına geçip oy isteyebiliriz. Yapacağımız değişikliklerle halkımızın karşısına çıkmalıyız.

Bana kalırsa ilk yapmamız gereken iş, ulusal kongrenin toplanmasıdır. Ama şu an öyle bir yetkim yok. Yetkim olursa ilk yapacağım şey ulusal kongrenin yapılması kararını almak olacak.

YNK kongresini yapıp, toparlandıktan sonra bana göre ilk yapacağı iş ulusal kongrenin yapılması kararını almasıdır.

Güney Kürdistan’daki gelişmeler, sadece kendi parçamızı, çıkarlarımızı düşünürek tüm Kürtler içi bir şey yapamayacağımızı gösterdi. Dört parça için düşünmemiz gerekir. Eğer birbirimizin arkasında durursak düşmanlarımız da o zaman bize daha farklı bir gözle bakar.

‘ABD’NİN TEKLİFİNİ HALKTAN GİZLEDİLER’

Referandumdan sonra bazı siyasal güçlerin “ABD bize ihanet etti” şeklinde açıklamaları oldu. ABD ile ilişkileri yakından bilen biri olarak, siz bunu nasıl ele alıyorsunuz?

ABD bize ihanet etti, diyenler yalan söylüyor. ABD yetkilileri buradaydı, bizimle birçok görüşme yaptı. BM yetkilileri ile birlikte bizimle görüşmeler yaptı. Bize aktardıkları, ‘bizim için şimdi Irak’ın toprak bütünlüğü önemlidir. Şu an DAİŞ ile mücadele var. Referandumu şimdi yapmayın.’ Yapmamamız için de bize güvence verdiler. Alternatif olarak da ‘eğer bir yıl içinde Irak anayasal haklarınızı tanıyıp sorunlar çözülmezse referandum yaparsanız o zaman biz de sizin yanınızda yer alacağız’ dediler.

Hükümet yetkilileri bu alternatifi halkımızdan gizledirler. Halka açıklamadılar. Son 50 yılda Kürtler için en büyük kazanım buydu. O yüzden ABD bize ihanet etmedi. Bizim yöneticilerimiz halka ihanet etti.

İRANLI KOMUTANA ‘YANLIŞ YAPTIK’ DEMİŞLER

Son olarak şunu sormak istiyoruz; son günlerde İranlı Komutan Kasım Süleymani ile KDP yöneticileri arasında bazı görüşmelerin yapıldığına dair bilgiler var. Bu görüşmeye ilişkin elinizde herhangi bir bilgi var mı?

Evet, öyle bir görüşme yapıldı. 24 Aralık’ta Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani Hewler’de İranlı Komutan Kasım Süleymani ile bir görüşme yaptılar. Yapılan görüşme 8 saat sürmüş. Kak Mesut ve Kak Neçirvan Süleymani’ye referandum yapmakla yanlış yaptıklarını söylemişler.