B6B8EE37-075B-494A-BDE4-8A7A67DBC476

Ömer AĞIN

Kürtçede geçen her yıla özgü “özel” bir isim vardır. Örneğin “geçen sene”nin adı “par”dır. Ondan öncekinin adı “perar”, daha önceki senenin adı ise “tirperar”dır ve bu devam eder gider. Yine Kürtlerde kökeni bin yıllara uzanan bir yılbaşı, “sersal” kutlama geleneği vardır. Şarkılar söylenerek, oyunlar oynanarak, “yiyecek toplanır” ve o yiyecekler hep birlikte tüketilerek yılbaşı kutlanır. Gençler, yılbaşı akşamı dam evlerin üstüne çıkarak bacadan “Kûna pexirîye”, ipe bağladıkları torbayı aşağı sarkıtır ve ev sakinlerinden yiyecek (pestil, sucuk ceviz, badem vb) ister. Gelecek yeni yılları anlamlandırmak ve toplumsal dokuyu güçlendirmek için yapılan bir kültür. İçine yiyecek konulsun diye bacadan sarkıtılan torba eşliğinde şu klasik şarkı söylenir:
“Halulukê bikim xare, nekim xare,
xudê bihêle xortê malê,
xedê bistîne xayînê malê,
xude qehra tiralê bêr mankarê…” (Haluluke Allah bağışlasın evin delikanlısını, Allah alsın evin hainini ve Allah kahretsin şöminenin yanında yatan tembeli…)

Bu kültürün yarattığı bir alışkanlık olmalı ki; hem Anadolu, hem Kürdistan halkları geride bıraktıkları her senenin bir değerlendirmesini yapar ve geleceğe yönelik umut ve mücadeleye olan kararlılıklarını dile getirirler.

Biz de bu kültürün ışığıyla Kürt sorununun “çözüm istemine” ve AKP’nin son senelerdeki uygulamalarına bakalım istedik. Kuşkusuz Cumhuriyet tarihi aynı zamanda Kürt halkının demokratik haklarının zorbalıkla ellerinden alındığı tarihtir. Ve yine Kürtlerin en küçük demokratik bir hak istemi karşısına namluyla dikilmiştir Cumhuriyet. Bu hep böyle olmuştur. Ne tek partili CHP iktidarları, ne Bayar Menderes diktası, ne darbeler, Demireller, Ecevitler, Erbakanlar, Çillerler, Evrenler, Erdoğanlar bu söylediğimizin dışında değildir. AKP iktidarına gelinceye dek iktidarlar klasik faşist yöntemlerle kitleleri sindirmeye ve egemenliklerini derinleştirmeye çalıştılar. Ama AKP iktidarı hem öncelleri gibi alışagelmiş yöntemleri kullanırken bir yandan da bir “ümmet” toplumu yaratmak ve bu toplum içinde Kürt halkını eritip bitirmeyi düşlüyordu. Bunun için Kürtler arasından yedeğine aldığı kimi kesimlerin de katkılarıyla “kitleyi-toplumu” “faşistleştirmek” ve “ümmeti” Kürt düşmanı yapmaya çalışıyordu. Dünden farklı olarak temel ayrımı burada aramak gerekir. “Kitle faşizmi” yaratma, AKP politikalarının temel karakteri olmuştur. Çünkü tek düzeleşmiş bir toplum oluşmadan bir “ümmet toplumu” yaratmanın imkânsız olduğunu anladılar. AKP iktidara geldiği ilk yıllarda Cumhuriyet tarihinde kimi zaman uygulanan “ılımlı politikalar” ve özellikle Özal döneminde başlatılan “liberal” uygulamalardan beslenmeye çalıştı. Çünkü buna ihtiyacı vardı. Kemalist devlet çarkını geriletmek ve

Avrupa ülkelerinin desteğini almak için buna mecburdu. Kimi “solcu” zatların da “yetmez ama evet” diyebilmeleri için de bu politikaya göz kırptılar. “Hilafet kitlesine” de mesaj vermek zorundaydılar. Daha da önemlisi makyavelist bir politikayla Kürtleri kazanacaklarını sanıyorlardı. Bu süreç çabuk tükendi. Bugün ne Kürt sorununun “çözümü” için bir çaba var, ne de en küçük bir demokratikleşme kırıntısı kalmış.

Şimdi daha somut konuşalım. 1925’ten bu yana bu denli bir baskı görmedi Kürtler. Özellikle bir iki yıldır uygulananlar insanı dehşete düşürüyor. Mezarlar başta olmak üzere Kürtlerin tüm kutsal ve manevi varlıkları “topa tutulmuştur.” Resmi ideoloji; farklı düşünce ve yöntemlerle yeniden kendini aşarak “yeni”, “yeni” olduğu kadar da “hunhar” bir ideoloji konumuna yükseliyor. Balıkesir’in Kepsut cezaevinde yatan bir katilin anasına yazdığı mektupta, “…askere git diyordun. Askere gidenler onları orada öldüremiyor, biz onları burada öldürüyoruz…”

Roboski katliamı anımsayalım… Uludere Kaymakamı aileleri makamına çağırıyor ve OHAL’i hatırlatarak “kamu düzeninin bozulmaması için” her aileden ancak bir kişi anma toplantısına gidebilir diyor. Son KHK 1931 yılında çıkarılan “Zilan kanunundan” daha vahimdir. “İnsani amaçlarla” Kürtlere yapılan üç beş kuruşluk giysinin içine gizledikleri “chip” cihazları sayesinde izledikleri Kürdü nasıl katlettiklerini tüm dünya ibretle izledi. Liste uzun, günahlarını kantar yazamıyor.

Bütün bu uygulamalara karşın AKP iktidarı başarısızdır ve yenilmeye başlamıştır. “Terör” bitirilememiştir. Kürt halkı sinmemiştir. Ekonomi çökme noktasına gelmiş, toplumda “kardeşlik” duygusu iflas etmiş, güven kalmamıştır. Dış politika iflastadır. Türkiye, ABD-Rusya’nın savaş alanı-cephesi yapılmaya çalışılıyor. Kürt halkı ve demokrasi güçleri mücadeleye devam diyor.

 

03.01.2018 Ömer Ağın – Teletex News24