38E791FD-A09B-417C-931F-39F6A5FB0332Herkesin ortak bir kanaati var oda dünya eskisi gibi olmayacak.dünya,ortadoğu gözümüzün ve algılarımızın ulaşa bildiği her yerde dengelerini kaybetmiş haliyle coğrafyalar, yeni denklemler üstünde şekillendirilmeye çalışılıyor. Bunun en bariz ve şiddetli değişimi coğrafyamızda oluyor ve köküne kadar hissediyoruz.

Ekim devriminin emperyalizme peşkeş çekilmesinden günümüze, paranın, kapitalizmin hükmettiği sistemler geçmişe dair tüm izleri yok ederken,uluslar, devletler, kendi konumlarını yeniden şekillendirir’lerken, yeniden bedelini o topraklarda yaşayan halklara ödetiyorlar.

İnsanlık tarihi, kendi diyalektik zorlamalarında, beş yüz yıllık, altı yüz yıllık devletler o dönemin kurallarına uymadığında, tarih onlara acımasız davranmış ve gözünün yaşına gücüne bakmadan toplusal dönüşümlerin çöp tenekesine yada derin kara sayfalarına gömmüştür.

Egemenlik aslında geçmişte olduğu gibi kayıtsız şartsız paranın ve özel sermayenin egemenliği 21. yüz yıl dünyasında, uluslar ve devletler kendi kurallarında şekillenmekte ve yerini almaktadır. Vatan, millet, ulus değerleri, kurallara uymadığı an gözünün yaşına bakılmadan onların istediği şekilde yeniden vede yeniden dizayn edilmektedir.

Emeğin ve hak hukukun, adaletin satın alındığı her bölge, coğrafya kendi kurallarını, ahlak ve etik kurallarını oluşturmakta, çıkar ilişkilerini zeka, bilge, kurnazlıkla donatıp kendi toplumsal ahlaksız kurallarını dayatmaktadır.

Geçmişin derin çöplüğünden bir şeklide sıyrılıp, devletleşe bilmiş korsansı oluşumlar, coğrafyasındaki egemen kirli geçmişi, kök salmış coğrafyasında etik olmayan her sorun kendi kurdu olmuş ve çürümenin bizzat nedeni olmuştur.

Türkiye, eşkiya geçmiş devlet yapısı bu coğrafyada kendi kendini yok eden derin gerekçelerinden yeniden şekillenirken, derin devlet çetelerinin ve onu palazlayan ilkesiz işbirlikçi cılız sermayesi, 21. yüz yıl gerçeklerini okuyamamakta, Osmanlı kalıntısı kompleksleriyle can havliyle 21. yüz yılda giden kapitalist treninin son vagonunda yer bulmaya çalışmaktadır.

Toplumun tüm sınıfsal katmanlarına sürekli ölümü gösterip sıtmaya razı etme ahlaksızlığında, tüm çirkeflikleri ve kirli ilişkilerini birer normal vakkaymış gibi topluma dayatmada bir sakınca görmüyor. Rüşvet, imtiyaz, hukuksuzluk ve vahşet, kurnazlık ve zekayla ölçülür bir moral lağımlarına dönüştürülmüş ve halk bir şekilde bu çarka bankacılık,kredi türü olağanmış gibi yozlaşmalarla ortak edilmiştir.

Ülkede birileri, bu yeni dünya düzeninde, tüm toplumsal katmanlara ve renklere yeni oluşumda kendi tercihlerini dayatmaktadır. Üzerinde yükseldiği çürümüşlüğe yani yeni toplumsal ahlak değerlerine yaptığı tüm dayatmaları farklı reçetelere ve renklere muhtaç bileşenlere kokuşmuşluğa razı olmaları beklenmektedir.

90 yıllık tarihi deneyimleri ve birikimleri kendi kültürel ve siyasal tarihine nakış nakış işlemiş kürt halkına, bugün birileri yeniden birşeyleri eskisi gibi dayatacağını sanıyor. O dayatmada, yine asimilasyon, kan ve göz yaşı var. Bunu kürtler elli yıllık yeniden yaşanmışlıklarıyla çok iyi biliyor. Türkiye sol ve sosyalist tarihiyle iç içe olan devrimci geçmişi, ne yazıkki cılız ve yanlız kalmış türkiye sosyalist kardeş yapıların varlık gösterememesinin getirdiği sancılar, kendi kaderini belirlemede elinden geldiğince yol almaya çalışmaktadır. Bedeli her ne kadar ağırda olsa, geriye dönmesi için kürtlerin hiç bir nedeni kalmamıştır.

Türkiyede yeni bir devlet şekillenirken, yine kürtlere tek bir açıklama ve rıza gereği dahi duymuyorlar. Hem kendi halkının vede diğer halkaların katili, canisi olan bu çeteler küresel ahlaksız kurumların ve yapıların oluşacak şekillenmeye göz yumacağını sanıyor. Her ulus gibi kürtlerinde ne yazıkki sistemle uyum sağlayacağı kapitalist ve işbirlikçi ahlaksızları yeterince oluşmuştur. Bunu kürtler güney kürdistanında yani ırakta yeterince hissetmiştir. Emperyalizm bu coğrafyada oluşacak yeni yapılarda kürt halkını dizayn edecek işbirlikçilerini devreye sokacak ortamların olgunlaşmasını bekliyor. Yoksa istedikleri gibi kürt devletine karşı değiller.

Çünkü orta doğu coğrafyasında özellikle, kürdistanda, halkın öz gücünü yönlendire bilen bir devrimci damarın var olduğunu çok iyi biliyor. Kısa bir zamanda kendi işbirlikçilerini oluşturamadığında, bu devrimci güçlerin var olan ve planlanmış senaryonun gerçekleşmemesinin tehlikesini de görmektedir. Hesaplar belki bağdattan dönmeye bilir ama rojavadan dönme ihtimali çok yüksek olduğunu onlarda çok iyi biliyor. Çünkü YPG nin ve Suriye demokratik güçlerin en azından ilk dönem 68 baas ”sol” hareketiyle başlamış sol damarı, suriyeli araplar, türkmenler, çerkezler, ermeniler, süryaniler dahil, sosyalist, seküler teması ve geçmişi olduğunu biliyor. Eğer bugün bağımsız kürdistan firenine basılmışsa, tek nedeni var; oluşacak kürdistanın olası devrimci damarlarının rojavada ve türkiyede çok köklü olmasındandır. Bu tehlikeyi küresel sermaye yeniden rizke atamaz.

Ama şunuda çok iyi biliyorlarki, dayatılan yeni türkiyede de kürtler olmayacak. Sorun bu türkiyenin nasıl oluşacağı noktası, iran ve suriye kader birliği belirleyecek. Bu şekliyle yeni dünyada ne iran nede suriye politikalarına uygun gelecek var. Türk şövenizmin umut bağladığı dörtlü çete yöntemi artık kürdistanda dikiş tutmuyor. Görünüş o ki; “kürtler kendi kaderini kendi belirleyecek.”

İşte yukarıda anlatıldığı gibi, kürtler bu yeni dünyada bölücü olarak değil bir ulus olarak yaşamak için var olacak ve kendi kaderini kendisi çizecektir. Hani şu kürt sosyalistlerini, devrimcilerini, solcularını anlamak istemeyen sosyal şöven milliyetçi solumtraklar var ya onlara bir kürt sosyalist refleksleriyle şunu söylemek istiyorum. Tamam ırkçı ve milliyetçi sağ görüşlerin olayı kavraması çok zor. Fakat gerek HDP gerekse benzeri sol, sosyalist devrimci yapılar, yaşadıkları coğrafyada halkaların kardeşliği ve birlikte yaşamak mümkün ilkeleriyle, ne türk halkıyla nede arap acem halkıyla bir etnik sorun yaşamak istemiyor. Çünkü ulus kavramlarında, anti sömürgeci hassaslığının dışında ırkçılık söz konusu dahi değildir. Hatta mümkünse ortadoğu coğrafyasında yeni bir dünya mümkün ilkelerine de köklerindeki sosyalist damar nedeniyle sıkı sıkıya bağlı duruyor.

Türkiyede bizler gibi düşünen sosyalist ve devrimci yoldaşlarımız olduğunu biliyoruz. O yüzdendir ki asıl bu coğrafyada halkaları bir birinden ayıran bölen, faşizan ve ırkçı, milliyetçi, sömürgeci devlet anlayışlarıdır. Asıl halkaları bölen onlardır. Bu coğrafyadaki emekçileri ve halkaları yalnızca devrimci ve sosyalist insanlar ve onların dünya görüşleri birleştirir. Bu ülkeyi gerçekten bölmek istemiyorsanız, kürt sosyalistleri ve halkıyla birlikte hareket ede bileceğiniz güçlere destek verin.

HDP bu fırsatın kendisi ve güvenin başlangıcıdır. HDP güçlendikçe türkiye ve türkiye halkları güçlenecektir. İster inanın ister inanmayın… Kürtler zaten kendi yolunu çizmiş o yolda yürüyor. Ya sizlerle yada sizsiz, buna sizler karar vereceksiniz. Yeni kuracağınız türkiyenin istediğiniz gibi olmayacağını gördüğünüzde kürtlere suç bulmayın. Benden söylemesi !

 

Erkan Polat – Teletex News24