“40 parça edilmiş cenazeyi tabutta birleştirerek defnettim.”

 

03F6F60D-D9FA-4B29-87CA-231FCCB4C5B5

Teletex News24  – 28 yıldır cenaze defneden Mele Yusuf Andan, karşılaştığı dehşet görüntüleri şu sözlerle anlattı: “Lice’de yaşamını yitiren 3 kişinin cenazesi 76 gün sonra ailesine teslim edildi. Cenazeleri gördüm kafaları yoktu. 2 yıl önce 40 parça olan cenazeyi tabutta birleştirerek ellerimle defnettim.”

Çatışmalarda yaşamını yitiren kimi HPG’lilerin cenazeleri operasyon bölgelerinde bırakılıyor. Alınan cenazeler aylarca DNA testi eşleşmesi gerekçesiyle ailelerine verilmiyor. Cenazelerini alabilen aileler ise bölge belediyelerine atanan kayyumların cenaze aracı ve taziye evi tahsis etmemesi uygulamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Kimi zaman Diyanet’e bağlı imamlar da dini vecibeleri yerine getirmeyeceğini belirtiyor. 28 yıldır cenazeleri defneden ve taziyelere katılan Demokratik İslâm Kongresi (DİK) üyesi Yusuf Andan, uygulamalara tepki gösterdi.

‘BUNLARI YAPANLAR ALLAH’A NE KADAR YAKIN’

Hazreti Ali’nin babası Ebu Talib bin Abdülmuttalib’in yaşamını yitirmesi üzerine Hz. Muhammed’in Hz. Ali’ye “Yıka, kefeni sar ve defin et” buyurduğuna dikkat çeken Mele Yusuf Andan, Ebu Talib bin Abdülmuttalib’in Müslüman olmamasına rağmen dini vecibelerinin yerine getirildiğini söyledi. Kuran-ı Kerim’in, cenazelerin yıkanması, kefenlenmesi, defin edilmesi ardından taziyesinin kurulması ve ailesine başsağlığında bulunulmasını buyurduğunu kaydeden Andan, “Din üzerinden bunları yapanlar, Allah’a ve Kuran-ı Kerim’e ne kadar yakın. Müşrikler Hz. Hamza’nın cenazesine kötü uygulamalarda bulundu. Ancak buna rağmen Hz. Muhammed, cenazelere kötü davranılmasına müsaade etmedi” diyerek, cenazelere yapılan işkencelere tepki gösterdi.

‘CENAZELER PARÇALANIYOR’

28 yılını mezarlıklarda cenaze defin ederek ve yaşamını yitirenlerin taziyelerine katılarak geçirdiğini ifade eden Andan, “Lice’de yaşamını yitiren 3 kişinin cenazesi 76 gün sonra ailesine teslim edildi. Bu cenazeleri gördüm; kimyasal ile öldürülmüş, kafaları yoktu. 2 yıl önce 40 parça olan bir cenazeyi tabutta birleştirerek kendi ellerimle defnettim. Dünyanın hiç bir yerinde bu ahlak yok, bu uygulamalar insanlığa sığmaz. Ahlak olsaydı cenazelere bunlar yapılmazdı. Sonunda hepimiz birlikte bu gemide batacağız. Kimse kurtulacağını düşünmesin. Bu yüzden kimsenin cenazesine hakaret edilmesin” diye konuştu.

‘ÖLÜMDEN SONRASI YOK CENAZELERE KARŞI SORUMLUYUZ’

Ailelerin teslim edilen cenazelerin defin edilmesi önündeki engellemelere değinen Andan, şunları söyledi: “Cenazelere yönelik uygulamaları bizzat kendim yaşıyorum. Asker ve polislere sesleniyorum; gelin cenazeleri birlikte defnedelim, silahlarla başımızda beklemesinler. Asker ve polisler, cenazelerin yıkanması, kefenlenmesi ve defnedilmesiyle mükelleftir. Bunu yapmazsa, kendine zulüm eder. Bunu yapmamalarına rağmen, biz cenazelere katılırken bizi kameralarla çekiyorlar. Bir insan sonuçta yaşamını yitirmiş, kimliği ne olursa olsun, ölümden sonrası yok. Biz cenazelere karşı sorumluyuz.”

‘TAZİYELERİN ENGELLENMESİ SİYASİ BİR KARAR’

Taziye evlerinin kapatılarak taziye kurulmasının engellenmesinin dine ve yasalara aykırı olduğunu ve siyasi kararlar olduğunu ifade eden Andan, “Taziye mukaddestir. Ancak günümüzde taziyenin mukaddesliği ortadan kaldırılmıştır. Ne kanun, ne nizam kalmadı. Dünyanın hiçbir yerinde bu uygulamalar yok. Kimsenin emri ile olabilecek uygulamalar değil. Ancak tüm bunlara karşı bir birimize, cenazelerimize sahip çıkmalıyız” şeklinde konuştu.

MA / Özgür Paksoy – Devran Toptaş