38E791FD-A09B-417C-931F-39F6A5FB0332Konunun yazarı olarak önce derin devletten ne anladığımı açmak istiyorum. Tanımını yaparken devletin derinliği, o devletin tarihsel temellerinin niteliği, gücü ve yapılış biçimi vede en önemlisi üzerinde yükseldiği toprakların izin verdiği derinliği göz önünde bulunduran birçok denklemi içinde taşır. Bir çok katları olan bir bina olarak gözünüzde canlandıra bilirsiniz.

Osmanlı devletinin uluslaşmayla başlayan bir geçiş dönemi devlet kaderine muhattap olduğu için bugünkü yazımın konusu olmayacak. Fakat, bu demek değil ki yeni devletin kurumsal yapısında geçmiş mayasının önemli bir rol aldığını inkar edelim.

Resmi türkiye cumhuriyet tarihi kendi kurluş felsefesini anti emperyalist bir mücadelelerin sonucu oluştuğunu idda eder. Zorlama onca gayretlere rağmen 1919-1923 yıllarında göze çarpan, kendiside bir modern sömürge olan Helas, yani yunan devletiyle, osmanlıdan kalan toprakları yeniden paylaşım anlaşmazlığı ve kışkırtmalarından öteye gidilmemiştir.

Bu konuda yani T.C. kuruluş tarihi hakkında sosyolok Dr. ismail beşikçi tarafından başlatılmış araştırma ve inceleme tezi, resmi tarih: devlet itirazlarına rağmen bilimsel gerçekleri karşı tarafların gayertlerine rağmen çürütülememiş ve bilim otoritelerince kabul görmüştür.

Evet kurulmuş bir devlet vardır. Bunu inkar edende yoktur. Fakat bu devletin günümüze yansıyan ve çok ağır sonuçlar doğuran geçmiş kuruluş aşamasında oluşmuş bir çok arızalı, hatalı yanlış, çarpık geçmişide anlamadan çözümler de üretemeyiz. Resmi tarihin dışında gerçek tarihi sonuçları öğrenmek istiyorsanız bu konuda önce sosyolok Dr. ismal beşikçinin kitaplarından başlamanızı öneririm… Orada yeterince kafanızdaki sorulara yanıt bulacaksınız.

Benim için devletin geçmiş kuruluş ilişkilerini ele aldığımda iki ana eksen etrafında oluşturulmuş yani iki ana sütun üstünde yapılanmaya başlanmıştı.bugün herkesçe bilinen misakı milli hattı üstünede örgütlenmiş ana güçler örgütlenmenin temellerini oluşturuyordu.

Anadoluda ve devamı mezopotamyada, birinci dünya savaş sonrası yenilgiyle oluşan oterite boşluğu ve osmanlı devlet teslimiyeti, mütefik ülkelerin insiyatifine yeniden tek taraflı keyfiyetinde istisnasız doldurulurken, işkallere ve yenilgilere direnmiş bölgelerde özellikle osmanlı topraklarının doğu bölgelerinde kürtler tarafından geçmişi kürt tali cemiyetlerine dayanan bir aydın hareketince organize olmuş HOYBUN ( Xoybun) örgütlenmesi, orta ve batı anadoludada kuvai milliye teşkilatmalarıyla kendini göstermişti.

Her ne kadar kürt aydınlarının önderliğinde kurulmuş olsa da, Hoybun (Xoybun) hareketinin kürt niteliğini ayrıca dini argümantlarıyla da güçlendirmesini bilmiş büyük bir harekata öncülük etmişti. Musul vilayetlerinde ki başarıları yeni devletin T.c. devletinin kuruluşuna kadar pazarlık payını korumuş, emperyalist zorlamalardan uzak kalmış, yer yer Urfa, Ağrı, Dersim, Musul, Maraş, Antep direnişleriyle rüştünü ispat etmişti. Bu ileride batıda yunan toprak kazanım gayretlerine karşı önemli oranda rahatlık sağlayacaktı.

Yeni oluşturulacak devlet felsefesi iki uluslu bir yeni devletti. Temellerini bu iki örgütlü güç tarafından atılmıştı. Devletin derin temelleri orada atılmıştı, Fakat herkesin bildiği kadar o temeller belirli bir dönem sonra atıldığıyla atıl kaldı. Bugünün devlet konumu, her ne kadar kemalistler çok kızsa da, beton arme olmayan yurt denilen çadırlardan oluşmuş eski türk otağlarına benziyor.

T.C. devletinin derin devleti yoktur. Oluşamadı da. Olsa olsa her otağın kendi orta yurt çadırlarında anlaşmaya vardığı entirikaları geçmeyen anlaşmaları ötesini geçememiş kontra örgütlenmeleri vardı.. Bugün Tv lerde izlediğiniz diriliş ertuğrul kafasını geçmeyen biçimsel modern bir türkiyeniz, kürtsüz bir devlet yapınız, 21.yy dünya düzenine güven vermiyor artık. Gerek fetöcüler, gerek kemalistler, gerek se  AKP zihniyeti hepisi ayrı ayırı otağların zihin derinliğinin ötesine geçememiştir. İç güdülerinizdeki çadır devleti mantığınız ortak devlet iradesinin önündeki en büyük engel olduğu o yüzdende bir diğer derin devletiniz açığa düştüğü an nasıl çeteleştiğini ancak bu noktadan açıklamak mümkün.

Birde buna geçmiş bizans gelenekleri ve entirikaları nüks etmişse yapılacak birşey yoktur. T.C. devleti her otağın kendi derin devleti olan ve bir başkası tarafından çete muamelesi gören sözde görünür bir devletin başa bela oluş halidir. Umarım bu kısır kavgalarında kürtlerin başına yeniden fazla bela olmazlar. Hala bu ülkede çağdaş, ilerici Türkiye halkının önemli bir oranı kendini temsil etmektedir. Sol ve aydın gelişim bu ana damarı daha güçlü hale sokacaktır. Bundan çok eminim. Çünkü kökleri modern sanayi ve şehir ahlakını içinde taşımaktadır. Belki geniş kesimler, değişik çeteleşmiş derin çetelerce yeterince dayak yedikten sonra anadolu zenginliklerinde çağdaş bir gelecek ve birlikteliklerde yer alacaklardır.

Kısacası beceriksizliklerinizin sonuçlarını ve acısını kürtlere ödedetemiyeceğiniz kesin… Çünkü bu hallerinizdeki durumdan kürtlerin hiç bir suçu yok… Bizler sağlıklı ilşkiler kuracağımız, ferazetli yapıları birlik için özlemle bekliyoruz o kadar….

 

Erkan PolatTeletex News24