F8A7A30A-BE1D-4445-B443-36A416CBF57BHiç sağa sola çekmeden açıklıkla söyleyelim ki Türkiye’deki sorunların çözülememesinin temelinde alternatif bir MUHALEFET gücü olmaması durmaktadır.

Milyonlarca kez Erdoğan-AKP rejiminin yolsuzlukları, insan hakları düşmanlığı, halklar için tehdit ve tehlike oluşturduğu ispatlansın; bu iktidarın yerini alabilecek ALTERNATİF bir muhalefet olmadığı sürece yeterli olmayacaktır.

Hatta iktidar blokunun kendi içinde evrilmesine bile hizmet etmediği; mevcut suç ortaklığının dış tehdit algısı altında daha da sıkı kenetlendiği bile söylenebilir.

Tersine eğer alternatif bir muhalefet gücü olabilseydi Erdoğan-AKP rejiminin, bugüne kadar paçalardan dökülen pisliklerini bırakın, bir tek skandaldan dolayı bile tepetaklak olması işten değildi. O zaman iktidar blokunun kendi içinde parçalanması da çok daha kolay olurdu.

Türkiye’nin MUHALEFET sorunu / muhalefet açmazı ise , Kılıçdaroğlu, şu veya bu liderin kişisel özelliklerinden değil TÜRK SİYASETİNİN YAPISAL SORUNLARINDAN kaynaklanmaktadır.

Bu yapısal sorun KÜRT ULUSAL DEMOKRATİK hareketinin artık BAĞIMSIZ-ÖZGÜN bir toplumsal-siyasal güç haline gelmesine karşılık; onun bugün için ne BAĞIMSIZLIĞA evrilebilecek koşullara sahip olması ne de artık Türkiye’nin toplumsal muhalefetiyle ORGANİK BAĞLAR kuramayışıyla ilgilidir.

Daha doğrusu HDP ve bir kısım küçük Sol, liberal siyasi yapılar dışında Kürt ulusal hareketiyle onun kendi özgün varlığını kabul ederek ilişki kurabilecek hiçbir SİYASİ GRUP, parti maalesef yoktur.

AKP, bir süreçte bazı iç ve dış hesaplarla buna meyletti ise de iktidarı kaybetme tehlikesi karşısında yeniden ve daha şiddetli biçimde ŞOVEN MİLLİYETÇİLİGE sarıldı.

Artık şu gerçeği herkesin -özellikle de mevcut iktidara ALTERNATİF yaratacağım derdinde olanların- iyice görmesi gereken bir toplumsal-siyasal gerçeklik var: Kürt ulusal demokratik hareketiyle bir biçimde ORTAKLIK kurmadan ASLA demokratik bir alternatif yaratılamaz.

Bunu HDP’nin PKK’nin eleştirisiyle, onların Türkiye’nin demokratikleşktirilmesi için daha çok taviz vermeleri gerektiğiyle vb. tevil etmek doğru değildir. Tersine HDP de, PKK de eğer eleştirilecekse, bu yönde taviz vermedikleri,işbirliğine yanaşmadıkları için değil tersine özgün talep ve porgramlardan çok tavizkar ve işbirliğine çok daha eğilimli olmaları nedeniyle eleştirilebilir. Bundan sonrası istenecek taviz Kürt ulusal demokratik hareketinin kendi kenrdini YOK etmesi olur ki bunu artık istese de kimse başaramaz…

Karşılık olarak AKP’ye sözde muhalif olan partilere, yapılara bakalım: Kürt ulusal demokratik hareketi ve onun talepleri karşısında NE SÖYLÜYORLAR,ne öngörüyorlar: HİÇ BİR ŞEY!..

Tam tersine yanyana görünmemek için iktidardan daha şiddetli biçimde KÜRT DÜŞMANLIĞI yarıştırıyorlar… Ya da Kürtlerin kendi kendilerine buharlaşıp yok olmasını bekliyorlar her halde!

Kürt ulusal hareketinin, Türkiye’nin demokrasi ve sol güçleriyle, Alevilerle, ulusal zülüm ve soykırım politikalarının mağduru hallklarla ve marjinal görünen kimi gruplarla işbirliği yapması İKTİDARI değiştirecek güçlü bir SOSYAL TABAN oluşturma koşullarına maalesef sahip değil… Bir diğer AÇMAZ da buradadır.

Bu onların niyeti olmadığı, yanlış politikaları vb. nedeniyle değil -ki kısmen olduğu kabul edilse bile- esas olarak Türk (Türkiyeli) toplumsal tabakaların yapısal özellikleriyle ilgilidir. Bu toplumsal tabakaların milliyetçi-şovenist-DEVLETÇİ özellikleriyle mücadele edilmesi, onların dönüştürülmesi gerekiyor. Bu da HDP’nin vd.nin kendi başına yapacağı bir iş değildir; ancak o toplumsal tabakaların temsilcisi durumundaki siyasi yapılar bunu gerçekleştirebilir: tabii eğer böyle bir niyet ve gereklilik duyuyorlarsa…

Peki Kürt ulusal demokratik hareketinin bileşenleri ve İTTİFAKLARI ile kendi AÇMAZLARINI nasıl aşabilir?

Ona da bir sonraki yazımda cevap vermeye çalışayım.