Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van milletvekili Adem Geveri, Kürt illerinde belediyelere atanan kayyum’larla ilgili TBMM tarafından araştırılması için Meclis Başkanlığına araştırma için önerge verdi.

 

19E95A80-DB15-41F0-A650-90332A6B54A1

Teletex News24 – Adem Geveri’nin meclise sunduğu önerge şöyle;

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

11 Eylül 2016 tarihinden itibaren, BDP Belediye Başkanlıklarına hukuksuz bir şekilde atanan kayyumlar, bir yandan yolsuzluk yaptıkları iddiaları ile gündeme gelirken diğer taraftan 1930’lu yıllardan sonra Kürt halkına karşı uygulanan asimilasyon temelli politik anlayışları çağrıştıran bir tutumla belediyeleri yönetmektedirler. Bu nedenle bu hukuksuz sürecin bir an önce durdurulması, kayyumların Kürt halkının ulusal değerlerine, hafızasına ve kültürüne verdikleri tahribatın önlenmesi ve bu tahribatın boyutlarının ortaya çıkarılması, yolsuzluk iddialarının soruşturulması, çoğu keyfiyete dayanan uygulamalarının araştırılması ve tespit edilmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.
.
Adem GEVERİ
Van Milletvekili

                   GEREKÇE ÖZETİ

BDP’li belediyelere atanan kayyumlar ile ilgili olarak yolsuzluk iddiaları ile birlikte Kürt halkının kültürel değerlerini, toplumsal hafızasını ve tarihsel mirasını yok etmeye yönelik bir yönetim anlayışını sergilediklerine dair yurttaşlarımızdan yoğun şikâyet alınmaktadır. Kamuoyuna da yansıyan bazı uygulamalardan anlaşılacağı üzere, Kürt halkının kültürel değerlerini, toplumsal hafızasını ve tarihsel mirasını zarar verdikleri anlaşılmaktadır. Bu anlamda, Ahmed-î Xanî, Cegerxîn, Mehmet Uzun, Orhan Doğan gibi Kürt halkının ulusal değerleri olan şahsiyetlere ait anıtlar yıkılmış ve isimleri parklardan silinmiştir. Yine Kürt halkının son dönemdeki acılarına dair hafızayı sembolize eden Roboski Anıtı gibi anıtların yıkılması ve Ceylan Önkol’un adının parktan silinmesi gibi Kürt halkına karşı psikolojik baskı uygulamak ve toplumsal kutuplaşmayı artıcı politikalar izledikleri görülmektedir. Aynı zamanda BDP’nin kadını önceleyen politikalarının uygulandığı bütün merkezler kapatılmış ve kadının eşitliği vurgulayan eşbaşkanlık yönetim sistemine kayyumlar tarafından son verilmiştir. Ve bu süreçte atanan birçok kayyum, ‘Yolsuzluk, iltimas, ihaleye fesat karıştırmak’ suçlarından dolayı görevlerine son verildiği iddiaları yine kamuoyunda sıkça gündeme gelmektedir.

GEREKÇE

11 Eylül 2016 tarihinden itibaren 103 DBP’li Belediyelerden 89’una kayyum atanmış, 86 Belediye Eşbaşkanı ve Belediye Eşbaşkan Vekili tutuklanarak cezaevine konulmuştur. Bu süreçten itibaren kayyumlar Kürt halkının ulusal hafızasını ve mirasını içeren dokulara zarar veren uygulamalar yönünde politikalar yürütmeyi adeta birincil görev olarak görmektedirler. Bilindiği gibi anıtlar, kabartmalar, heykeller ve toplumsal yaşantımızdaki önemli isimlerin yaşatılmasına yönelik politikalar söz kültürün yaşatılması adına önemli kodlardır. Toplumlar bu kültürel kodlar ile tarihsel süreçte kendi ulusal kimliklerini korurlar ve bu kimlikler üzerinden bir toplumsal hafıza oluşturarak geleceklerini inşa etmektedirler. Tam da bu noktadan baktığımızda DBP’li belediyelere atanan kayyumlar, Kürtlerin tarihsel hafızasını silmek adına Kürtlerin toplumsal hafızasında önemli yeri olan anıtları ve heykelleri yıkarak, yine Kürt toplumsal hafızasında önemli yeri olan şahsiyetlerin isimlerinin verildiği yerlerden silerek, Kürtleri kimliksizleştirmeye ve asimile etmeye yönelik politikalar yürüttüklerine dair algıyı öne çıkarmaktadır.
Bununla birlikte kayyumların kabul edilemez bir başka uygulamaları, kadın kimliğine yönelik kabul edilemez yanlış politikalarıdır. Kadınlar, Ortadoğu’da yüzyıllardır ikincil kimlik olarak hatta çoğu yerde halen toplumsal bir kimliğe sahip olamadan var olma mücadelesini sürdürmektedirler. Buna karşın son yıllarda Kürt siyasal hareketi, kadın kimliğini önceleyen politikalar üreterek, erkek kimliğini önceleyen politikalara karşı yeni anlayış ortaya koymaktadır.

Bu anlayış çerçevesinden hareketle, uyguladığı eşbaşkanlık anlayışını başta Türkiye olmak üzere bütün Ortadoğu’ya bir model olarak sunmaktadır. Bu yönetim anlayışının gerekliliği ve önemi her geçen gün yaygınlaşarak kabul görülmektedir. Bunu paralel olarak kadınların kendilerini geliştirebilecekleri ve yıllardır ihmal edilmiş kadın kimliğini daha çok görünür kılmak adına, DBP’li belediyelerin yönetim alanlarında kurulan çeşitli merkezler aracılığı ile kadınları önceleyen bu politik anlayışın her alanda somutlaştırılması hedeflemektedir. Ancak atanan kayyumlar göreve başladıklarında, hiçbir gerekçe göstermeden ilk icraat olarak bu politikaların uygulandığı merkezleri kapatmış ve eşbaşkanlık yönetimine son vermiştir.

Kayyumlar, bu cinsiyetçi ve tekçi politikalar ile birlikte yolsuzluk yaptıkları iddiaları ile gündemdeki yerlerini korumaya devam etmektedirler. Kayyumların, ‘Yolsuzluk, iltimas, ihaleye fesat karıştırmak’ suçlarından dolayı görevden alındıkları iddiaları kamuoyunda sıkça tartışılmaktadır. Yine kayyumların, ihale süreçlerinde ve işten atılan kişilerin yerine alınan kadrolar ile ilgili işlemlerin rüşvet karşılığında yaptıkları iddia edilmektedir.

Bu bağlamda, kayyumların başta Kürt halkının ulusal hafızasının silinmesi, kadınların toplumsal yaşamda eşit temsiliyetine karşı ortaya koyduğu uygulamalar ve yolsuzluk iddiaları ile ilgili ön plan çıkan örneklerden birkaç tanesi özet olarak aşağıda verilmiştir. Kürt halkının ulusal hafızalarının silinmesi ve asimilasyona yönelik uygulamalar:

• Hakkâri ve Kızıltepe başta olmak üzere birçok belediyenin yıllardır kullandığı logolar ve Kürtçe tabelalar indirildi.

• Belediye bünyesinde oluşturulan anadilde eğitim yapan bütün çocuk kreşleri ve dil okulları kapatıldı.

• Kürdistan coğrafyasının önemli aydın ve yazarlarının ismini taşıyan birçok caddenin ismi değiştirildi.

• Batman ve Amed başta olmak üzere bütün tiyatro, orkestra, kültür ve sanat kurumları kapatıldı.

• Halka anadilde ve ücretsiz sağlık hizmeti sunan bütün sağlık kurumları kapatıldı.
• Birçok heykel ve hafıza anıtı ortadan kaldırıldı.

• Ahmed-î Xanî, Cegerxîn ve Mehmet Uzun gibi Kürt halkının ulusal değerleri olan şahsiyetlere ait anıtlar yıkıldı ve isimleri parklardan silindi.

• Kürt halkının son dönemdeki acılarına dair hafızayı sembolize eden Roboski anıtın yıkıldı ve Ceylan Önkol’un adının parktan silindi.

• Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesindeki Merwani Parkında bulunan ve Merwani tarihini anlatan kabartmalar Yenişehir Belediyesine atanan kayyım talimatıyla 30 Mart tarihinde kırıldı ve Merwani Parkı’nın ismini değiştirerek, Kültür Parkı adını verdi.

• Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 2014 yılında Sosyal Hizmetler Dairesi Engelliler Destek Birimi bünyesinde kurulan Sesli Kütüphane, belediyeye atanan kayyım tarafından kapatıldı. Engelli çocukların anadillerinde yazılmış kaynaklara ulaşabilmelerini sağlamak amacıyla başlatılan, belediye wep sitesine yüklenen Kürtçenin Kurmancî, Dimilkî ve Soranî dillerinde okutulan ve dileyen herkesin rahatlıkla ulaşabildiği çocuk hikayelerinin olduğu sesli kitaplara erişim engellendi

• Erciş Belediyesi tarafından ilçe merkezine yapılan Barış Anıtı yıkıldı.

• Van’ın Çatak ilçesinde Tahir Elçi’nin adı parktan silindi.

• Batman’da Aram Tigran’ın adı parktan silindi.

• Eski Milletvekili Orhan Doğan’ın Cizre’deki anıtı yıkıldı.

Kadınlara yönelik uygulamaları:

• Eş başkanlık sistemi ortadan kaldırıldı.

• Atanan kayyumlar belediye bünyesinde hizmet veren 54 kadın kurumunu kapatıldı.

• Belediyeler bünyesinde oluşturulan Kadın Politikaları Müdürlükleri tamamıyla kapatıldı.

• Kadın sığınma evleri, kadın dayanışma kurumları ve kadın atölyeleri tamamıyla kapatıldı.

İşten Atmalar ve Kadrolaşma:

• Kayyumlar belediyelerde büyük bir kadrolaşmaya giderek binlerce insanın son verdiler ya da sözleşmelerini iptal ettiler. İşlerine son verilen insanların yerine AKP’ye yakın çevrelerden insanlar yerleştirildi. Sadece Diyarbakır il ve ilçelerinde 969 insanın işine son verilmiştir.

Kayyumlar ve Yolsuzlukları:

İddialara göre; DBP’li Belediyelere atanan kayyumlar, ‘Yolsuzluk, iltimas, ihaleye fesat karıştırmak’ suçlarından dolayı; Cizre Belediyesi Kayyumu Ahmet Adanur, Diyarbakır merkez Kayapınar Belediyesi Kayyumu Mustafa Kılıç, Diyarbakır merkez Yenişehir Belediyesi Kayyumu Mehmet Özel, Muş Malazgirt Belediyesi Kayyumu Soner Kırlı, Van Muradiye Belediyesi Kayyumu Fatih Çelikel, Van Bahçesaray Kayyumu Serhat Karabektaş, Hakkari Çukurca Belediyesi Kayyumu Mehmet Mut, Hakkari Şemdinli Belediyesi Kayyumu Muhammet Fuat Türkman ve Elazığ Karakoçan Belediyesi Kayyumu Cemil Sarıoğlu gibi 9 Kaymakam kayyumluktan alınarak görev yerleri değiştirilmiştir. Ancak bu kişiler ilgili yaptıkları yolsuzluklar ile ilgili herhangi bir soruşturma veya işlem yapılmamıştır.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyum Cumali Atilla’nın ihale sürecini yönetmek için göreve gelir gelmez farklı devlet kurumlarından daire başkanlıkları için belirlediği isimlerin atamasını gerçekleştirdi. Ancak bir süre sonra AKP İl Örgütü arasında çıkan anlaşmazlıklar üzerine daire başkanlarından 5’i eski görevlerine gönderildiği iddia edilmektedir. Söz konusu kişilerin aynı zamanda belediyenin ihale sürecinde aktif görevleri olan isimler olduğu, ihalelerden elde edilen rantlar konusunda uzlaşmazlıklar çıktığına yönelik iddialar ileri sürülmektedir.

Siirt’te, 28 Ağustos 2017 tarihinde Siirt Belediyesindeki 30 Milyonluk yolsuzluk yüzünden Kayyumun üç belediye başkan yardımcısı ve özel kalem müdürünün görevden alındığı iddia edilmektedir.

Yine kayyumlar göreve başladıktan sonra, ihraç edilen veya sözleşmeleri iptal edilen personelin yerine rüşvet karşılığında yeni personelin işe yerleştirildiği ve yine rüşvetle iş alımları gerçekleştirildiği iddia edilmektedir.

Son olarak Van Büyükşehir Belediyesi örneğinde olduğu gibi DBP Belediyesinin yaptığı reklam panolarının ihaleleri usulsüzlük bahanesiyle kayyumlar tarafından iptal edildikten sonra hiçbir ihale yapılmadan AKP’li ilçe örgütlerinin reklamları ile donatıldığı iddia edilmektedir.

Bütün bu nedenlerden dolayı, bu hukuksuz sürecin bir an önce durdurulması, kayyumların Kürt halkının ulusal değerlerine, hafızasına ve kültürüne verdikleri tahribatın önlenmesi ve bu tahribatın boyutlarının ortaya çıkarılması, yolsuzluk iddialarının soruşturulması, çoğu keyfiyete dayanan uygulamalarının araştırılması ve tespit edilmesi amacıyla bir araştırma komisyonunun acilen kurulmasını talep ediyoruz.