HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım: Zarrab MİT Müsteşarı mı ki ülkenin gizli belgelerine ulaşsın?

 

32EC9C06-AC81-4A47-99A3-8E84879BB4E7.jpeg

Teletex News24 – HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yıldırım, şöyle konuştu:

Diyarbakır’ın Sur ilçesi 2 yıl önce bu vakitler kan, ölüm, gözyaşı haberleriyle anılan bir kentti. Ancak biz parlamentodaki çalışmalarımızda Sur’daki yıkımı ifade ederken iktidar mensupları sanki biz çatışmanın yaşandığı alanlardan söz ediyormuşuz gibi itirazlarda bulunuyordu. Hiçbir zaman çatışma yaşanmayan Lalebey ve Alipaşa mahallelerinde kesintisiz bir yıkım devam ediyor. Rıza alınmaksızın alınan merkezi bir kararla uygulamaya konulan tarihi kent yıkımı ve yerine beton yoğun modernist yapılar görülebilir. Sur ahalisi için bugünler 90’lı yılların iç karartan görüntülerinden çok farksız. 1 buçuk yıl önce çıkarılan zorunlu kamulaştırma yasası ile Sur’un yüzde 60‘ı hane sahiplerinden bağımsız ve rızasız şekilde kamulaştırıldı. Düşünün 4-5 gözlü bir eve 30 bin lira değer biçiliyor. Eğer bulunduğunuz yerdeki beton yapılardan birini almak isterseniz de 100 binlerce lira ödemeniz gerekiyor. Ayrıca o tarihi mekanların ortasına kalekollar yapılıyor. Orada yaşayan insanların tarihi, kültürü hedefleniyor.

Dünya Engelliler Günü kabul edileli çeyrek asır geçti. Engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek amaçlanmaktaydı. Türkiye’de nüfusun yüzde 12.3’ü engelli. Bu gerçekten oldukça yüksek bir rakam. Engelliler konusunda duyarlılığını ifade eden iktidarla ilgili iki örek vermek istiyoru m. Diyarbakır’da kayyumun uygulamalarından biri engelliler için kurulan sesli kütüphanenin kapatılması oldu. Van’daki kayyum geri kalır mı? 96 engelli yurttaşın tekerlekli sandalyesine el koydu.

Bugün ayrıca Dünya Madenciler Günü. Türkiye’de en fazla iş cinayetlerinin olduğu alanlardan biri. Bir maden işçisi için madenciler günü ne anlama gelebilir. Herhalde ölmeden çoluk çocuğunun rızkını kazanmak isteği onun en önemli duygularından biri olabilir. Bu basın toplantısı devam ederken bu sabah Şırnak’ta madene girip bazı eşyalarını almak isteyen ve çıkamayan 3 işçinin kurtarılma çalışmaları devam ediyor. Umarız ailelerine ve yaşamlarına dönmeleri sağlanabilir. Madencilik denince Soma, Ermenek, Şırnak , Zonguldak ve birçok yerdeki iş cinayetlerini dile getirmeden edemiyoruz.

4 Aralık 1945’te bir grup, kahrolsun komünizm diyerek Tan gazetesine saldırdı. Gazetelerin siyasiler tarafından hedef haline getirildiği bir günün yıl dönümündeyiz. 90’larda onlarca basın emekçisi hayatlarını muhalif oldukları için kaybettiler. 3 Aralık 1994’te, dönemin siyasi iktidarının hedef göstermesi neticesinden Özgür Ülke gazetesine bombalı saldırılar düzenlendi. Ersin Yıldız yaşamını yitirdi. Bugün belki cinayetler basın mensuplarına yönelik uygulamalar değil ama yargısız bir şekilde linç edilmeleri gerçekliği ile karşı karşıyız. Bugün en fazla işsiz, en fazla tutulu gazeteciye sahip ülkeyiz. Son çeyrek yüzyılda en fazla gazetecinin öldürüldüğü ülkeyiz.

Milletvekillerimiz 397 gündür tutuklu

Milletvekillerimiz tam 397 gündür tutuklu. 6 Aralık Çarşamba günü Eş genel Başkanımız Figen Yüksekdağ ve Grup Başkanvekilimiz İdris Baluken’in duruşması var. 7 Aralık’ta da Eş Genel Başkanımız Demirtaş’ın ilk kez duruşması yapılacak.

Demirtaş’ın getirilmediği yerde bile güvenliği sağlamaktan aciz bir devlet

Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olduğu dosyanın ilk duruşması, tutuklandığından 399 gün sonra görülecek. O duruşmada Selahattin Demirtaş’ı tutuklayanlar ona kendisini savunma hakkını da yasaklıyor. Kendisi duruşmaya getirilmeyecek. Düşünün, kendisinin mahkemede faşist sistemi sorgulayacak savunma hakkını elinden alıyorlar. Çünkü tutuklu olmama hali siyasi bir kabustu, tutuklu olma hali de siyasi kabus. Kendisi getirilmiyor. Ancak kendisinin getirilmediği bir duruşma Sincan’a alınmış durumda. Düşünün kendisinin olmadığı bir yerde bile güvenliği sağlamaktan aciz olan bir devlet gerçeği var.

400 gündür kış uykusunda olan AYM ne oldu da uyandı?

Demirtaş’ın 400 güne yakındır başvurusu Anayasa Mahkemesindeyken, 400 gündür kış uykusuna yatmış olan AYM 7 Aralık’taki duruşmasından bir gün önce Selahattin Demirtaş’ın başvurusunu inceleme kararı almış. Düşünün, 400 güne yakın yatan AYM duruşmadan 1 gün önce yerel mahkemeye talimat niteliğinde bir karar mı alacak? 6 Aralık’ta alınacak kararı bekleyip göreceğiz. AYM vicdanların nasırlaştığı bir kuruma dönüştü. Yargı kurumu, hukuk kurumu olma niteliğinden çok uzaklaştı.

Zarrab bütün günahların müsebbibi oldu

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Rıza Zarrab davası için yargı tiyatrosu dedi. Neymiş, ABD’de bir yargı tiyatrosu oynanıyormuş Zarrab’ın itirafçılaştırılması üzerine bir yargı tiyatrosu. Bekir Bozdağ bu ülkede adalet bakanlığı da yaptı. Bundan 320 gün önce Zarrab önemli muteber biriydi. Sağlığı konusunda bilgi almak için ABD’ye nota bile verildi. Ama gelinen noktada Zarrab’ın tanık koruma programından yararlanması Zarrab’ı bütün günahların müsebbibi haline getirdi.

Zarrab’ın avukatıyla ne görüştünüz?

ABD’de yargı 300 yıldır var, Türkiye 95 yıllık bir cumhuriyet. Her dönem ABD ile iyi ilişkileri oldu. NATO’nun da müttefiki. Bugüne kadar ABD’deki yargının bağımsızlığı ile ilgili tek cümle kurmadı ama nedense sopanın ucu kendisine dokununca ABD yargısını hedef alıyor. Bizim de bu şakaya inanmamızı bekliyor. Eğer ABD yargısı tiyatro idiyse Zarrab tanık olmadan önce söyleyebilirdiniz. Ya da Zarrab’ın avukatı Türkiye’ye çağrılıp Saray’da görüşüldüğünde tiyatro değil miydi? Zarrab 20 gün önce çok önemliydi sizin için. Öyle ki 65 yıllık müttefikinize nota verdiniz. Zarrab 15 yıldır halının altına süpürdüğünüz hangi kirliliklerin ortaya çıkmasına hizmet ediyor.

Bundan 4-5 yıl önce yargıya güven kaçtı bugün neden yüzde 20’lere düştü. Bir yargının tiyatro olup olmadığını, tarafsız olup olmadığına toplum karar verebilir. Mesela ABD’de yargıya güven kaçtır. Türkiye’de kaçtır? Sizin 1 buçuk yıldır anlata anlata bitiremediğiniz bir cemaat ve paralel devlet yapısı ortaya çıktı. Hesabını veremediğiniz tüm iş ve işlemleri paralel devlet yapısı kiliminin altına süpürmeye çalışıyorsunuz. Ama gerçeklik çok farklı.

Tiyatro ABD’de değil Türkiye’de

Bizim 500’ün üzerindeki fezlekelerimizin 400’den fazlası bu cemaatin savcıları tarafından hazırlanmış. Tiyatro ABD’de değil burada. Siz kendisnizi teatral figür olmaktan kurtaramadığınız için bugün ABD’de o yargılama devam ediyor. Bunun müsebbibi sizsiniz.

Hiçbir yerinden tutamıyoruz. Panama belgeleri mi dersiniz, Man adası mı dersiniz, Zarrab döneminde yapılan bir tomar kaçakçılık, rüşvet, yolsuzluk mu dersiniz. Biz Zarrab’ı AKP iktidarının verdiği ödüllerden, bir yanında Başbakan’ın olduğu toplu açılış törenlerinden tanıyoruz. Zarrab’ı ülkenin açığını kapatması sebebiyle mazhar olduğu övgülerden tanıyoruz. Artık bu ülkede vermediği hesabı ABD’de veriyor ve ucu size dokunuyor diye bu işten kurtulamazsınız.

Zarrab MİT Müsteşarı mı ki ülkenin gizli belgelerine ulaşsın

Neymiş, Rıza Zarrab Türkiye’nin gizli bilgi ve belgelerini teşhir ediyormuş. Sormazlar mı bu adam bunlara nasıl ulaştı diye? Zarrab MİT müsteşarı değil. Bu ülkenin mahremi sayılabilecek bilgi ve belgelere ulaşması iktidarla girdiği ilişkilerle alakalıdır. Açığa çıkan bilgi ve belgelerin buz dağının görünen kısmı olduğunu düşünmekteyim.

Misafire yapılan ikramın masrafı söylenir mi?

Mültecilere 30 milyar dolar harcandığına ilişkin açıklamalar var bir de. Mültecilerin yüzde 90’ından fazlası yaşamlarını riske ederek perişan halde yaşıyorlar. Çoluk çocuğunun rızkını TC devletinden alan kaç tane mülteci var? Ya dilencilik ya da bu ülkedeki en ağır emekçilik işlerini yapıyorlar. Aldığımız aile görgüsü gereği biz misafirimize ikram ettiğimizi söyleyemeyiz. Siz evinize gelen misafirinize sana yaptığım yemeğin maliyeti bu diyebilir misiniz? Bu ülkenin geleneğinde bu var mı? Ne uğruna kalıyorlar burada, Ege’de ölmemek için. Fırsatını bulsalar belki de çoğu ya ülkelerine ya da Avrupa’ya gidecek. Onlar kendi virane şehirlerinde yaşamayı buradan bin kat evla görürler.

Esad Türkiye hava sahasını kullandı mı?

O 30 milyar doları bir yana bırakalım. Ne uğruna Suriye’nin bu hale gelmesine göz yumdunuz? Neydi, Esat gidecekti. Soruyorum: Aralarında herhangi bir anlaşma yokken Esad’ın kendisinin bu ülkeye girişi nasıl mümkün değilse uçağının geçişi de mümkün değil. 2 hafta önce Esat Soçi’ye giderken Türkiye hava sahasını kullandı mı kullanmadı mı?

Soru: Erdoğan’ın “Bazı haberler alıyorum, bazı sinyaller alıyorum. Bazı iş adamlarının varlıklarını yurt dışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum. Buradan sesleniyorum, önce kabinemize sesleniyorum, bunların hiçbirine çıkış için asla izin vermemelisiniz. Çünkü bu adımlar ihanet-i vataniyedir” sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kendileriyle ilgili dışarıya kaçırılmış bir paranın ancak bu kadar beceriksiz bir şekilde üstünün kapatılması girişimidir. Man Adası belgelerinden, Zarrab davasından kaynaklı siyasi sıkışmışlığını örtmeye çalışıyor. Soruyorum Cumhurbaşkanının bu cümlesinden sonra daha fazla istikrarsızlık ekonomik tedirginlik mi hasıl oluyor yoksa gerçekten ekonomik yatırım yapacaklar bu ülkeye mi geliyor? Bu açılama ayan beyan bir şekilde daha fazla tedirginliği arttıran, istikrarsızlığı ortaya koyan bir cümledir. Asıl amacı aynı konudaki, yurt dışına para kaçırma konusundaki siyasi basıncı bertaraf etmektir.

Soru: Yolsuzluk iddialarına adı karışan 4 bakanın yeniden yargılanması gündeme gelebilir mi?

Mevta başbakan, “hesap vermesi gerekenler hesap vermelidir” diyor, kendisi 2 yıl başbakanlık yaptı. Hiç böyle bir şey aklına geldi mi? Hukukun bazı suçlarının zaman aşımına sahip olmadığını düşünüyoruz. Bu ülkenin beyt’ül malı çalınmış, uluslararası dolaşıma sokulmuş. Bunun zaman aşımı yoktur.

Ülkenin savcıları dillerini yutmuş. Kalem kalkmıyor. Nuriye Gülmen hoca için yıllarca ceza veren yargıçlara sesleniyorum; bunca iddiaya, belgeye rağmen hiçbiriniz bir işlem yapmayacak mısınız? Başta iktidar yargılamanın önünü açmalıdır. Eğer iktidar bu töhmeti kaldırmak istiyorsa, iddiaların doğru olmadığını söylüyorsa o dönemki siyasetçiler, bakanlar ve tüm bürokratların yargılanmalarının önünü açmalıdır. Bunca iddiaya rağmen yargılanmazlarsa siyasi iktidar üzerindeki sis perdesi giderek yoğunlaşacak ve iddialar gerçekmiş algısına daha fazla dönüşecektir.

Halkların Demokratik Partisi
Basın Bürosu.