Tam bir “Yalaka Cumhuriyeti”ne dönüşmüş Türkiye. Erdoğan güçlendikçe yalaka sayısı çığ gibi büyüyor. Sanırım dahada büyüyecek ve çok daha “yaratıcı yöntemler” duyacağız ve göreceğiz “yalakalık” konusunda. Ve karşıtlarına esip gürleyen Cumhurbaşkanı’nın, böyleleri karşısında nasıl yumuşadığını, fazla belli etmemeye çalışsa da, övülmekten nasıl hoşlandığını defalarca izliyoruz/izleyeceğiz. Ama doğrusu “başımıza daha neler gelebilir” sorusunun cevabını tahmin etmekte zorlanıyorum.



CFDDFBF1-6399-408D-96C9-2AA6E61B0B0EBir zamanlar AKP’ye ve kurucusu Erdoğana bir küfür etmediği kalan eski muhalif parti lideri Süleyman Soylu, kısa süre sonra iktidar partisinde koltuğa yerleşince, “Erdoğan Türkiye’nin ebedî başkanıdır” dediğini unuttuk mu?

Ya da “eski Kürt”, “eski devrimci” Mehmet Metiner AKP’ye girmesini, bir ara “Erdoğan’ın kapasitesi Türkiye’yi yönetmeye yetmez” demesini, sonradan “biatsa biat, itaatsa itaat” diyerek U dönüşü yapmasını ve sadece şefinin değil, onun eşinin önünde de iki büklüm pozlar vermesine ne diyeceğiz ? Saymakla bitmez bu tür örnekler.

Sorgusuz sualsiz iktidar propagandası yapan ve her gün “ücret karşılığı” muhalifleri avlamaya, hedef göstermeye çabalayan “yandaş medya tetikçileri” az mı? Proje kovalarken kendini kaybeden Mütahit’ler, profesörler, türkücüler, şarkıcılar, artistler azmı.?

Tam bir “Yalaka Cumhuriyeti”ne dönüşmüş Türkiye Erdoğan güçlendikçe yalaka sayısı çığ gibi büyüyor. Sanırım dahada büyüyecek ve çok daha “yaratıcı yöntemler” duyacağız ve göreceğiz “yalakalık” konusunda. Ve karşıtlarına esip gürleyen Cumhurbaşkanı’nın, böyleleri karşısında nasıl yumuşadığını, fazla belli etmemeye çalışsa da, övülmekten nasıl hoşlandığını defalarca izliyoruz/izleyeceğiz. Ama doğrusu “başımıza daha neler gelebilir” sorusunun cevabını tahmin etmekte zorlanıyorum.

Sadece aklıma geçmişten bir örnek geliyor.

Adnan Menderes’in de içinde bulunduğu THY uçağı, Londra’da inişe geçtiği sırada düşer ve Uçaktaki 21 kişiden 14’ü hayatını kaybeder. Kurtulan 7 kişiden biri de Adnan Menderes’tir. Türkiye’ye dönüşünde Sirkeci Garında büyük bir devlet töreni ile karşılanır Menderesi Karşılayanlar arasında CHP Genel başkanı İsmet İnönü de vardır. Ama en ilginç olay bundan sonra.

Adnan Menderes perona ayak bastığında insanlar yüksek boyutlu bir dalga gibi gidip gelirler. O sırada kalabalık için de elini bıçakla yaran bir adam ensesinden tuttuğu beş-altı yaşındaki bir erkek çocuğunu Başbakan Menderes’in ayaklarının dibine yatırır. Herkesin şaşkınlıktan kanı donmuştur. Bu adam, Menderes’in şaşkın bakan gözlerinin içine diktiği gözlerini devirerek: “Seni bize ALLAH bağışladı, İzin ver oğlumu senin için ALLAH’a kurban edeyim” diye bağırır. Çocuk, korku ve kan/ter içerisindedir.

Adamla Menderesin bakışmaları esnasında adam bir an şaşkınlığa düşünce, onun bu şaşkınlığını fırsat bilen emniyet görevlileri yetişir ve çocuğu adamın elinden kurtarırlar. O olaydan tam 18 ay sonra takvimler 17 Eylül 1961’i gösterdiğinde, Adnan Menderes idam sehpasının merdivenlerine çıkar, titrek adımlarla ve ölümle yaşamı birbirine bağlayan sandalyenin konduğu masanın ayakları, olması gerekenden daha yüksek. Cellât gelip Menderesin ayaklarının altındaki sandalyeyi çeker, tam sekiz dakika sürer Menderes’in idam sehpasın daki can çekişi. İşte asıl en ilginç olay da burada. Adnan Menderes’in ayaklarının altındaki iskemleyi çeken, Sirkeci Garında çocuğunu Menderes için kurban etmek isteyen adamdır. Bu adam Üsküdarlı gece bekçisi Kara Kemal.

Doğrusu olayın tam da bu şekilde olup olmadığını bilemiyorum. Olmuşsa ilginç. İlginç ama şaşırtıcı değil. Kapı kulları’ndan ya da daha yerinde bir ifadeyle “göze girip gözleme yemek için” bin gayret sarf eden ve bin takla atmaktan imtina etmeyen “yalaka takımı”ndan korkacaksın. Güçlüyken, ayakta dimdik dururken etrafında pervane olanlar, her dediğine alkış tutanlar günü geldiğinde en büyük ihanetleri sergilemekten geri durmazlar. Bir adam seni hep alkışlıyor, her dediğini destekliyor, sürekli olarak övüyor, her vakit örnek aldığını söylüyorsa, vakti geldiğinde “çakacak” demektir ! “Çakmak için malzeme biriktirmeyi” ihmal etmiyor demektir. ! Yanlış insanları kılavuz bellersen, sıkıntı oluşur. “Bırakıp da gitti dost bildiklerim şarkısını söyletir felek” adama. Tıpkı Rezza Zarraf gibi.

Süreç içinde amaçlarından da saptırabilir, yolun başında “araç” olarak gördüklerini zamanla “amaç”a dönüştürebilir. Çünkü onlar senin hoşuna giden, nefsini okşayan, o süreçte işine geldiğini zannettiğin mesajlar vermektedir. “Kayıtsız şartsız itaatkâr” görüntüsü arz etmekte ve “kontrol edilmesi güç” adam izlenimi vermemektedir. İnsanlar genellikle “kendilerini onaylayanlardan” hoşlanırlar. “İtiraz” istemez, eleştiriye tahammül etmezler. Bu tavrı bir yere kadar anlayışla karşılamak gerekir. Zira, bazı insanlar “itiraz” hastasıdır…

AKP genel başkanı Erdoğan’nın yalakaları  her şeye muhalefet ederek kendilerini ispatlamaya çalışmaktadır. Ne kadar çok iftira atarlarsa, ne kadar çok  muhalefete hakaret ederlerse  O kadar efendilerinin gözüne girecek gönlünü okşayacak lardır düşüncesi ile hareket etmektedirler. İşte tipik muhalefet ağzı;

Yeni havalimanına karşı, yeni yola karşı, yeni hastaneye karşı, yeni olan, güzel olan her şeye karşı, Projesi olmayan sığ beyinli, sakat zihniyetli insan, aydın müsvedeleri, terör yuvasına dönmüş parti,  aslında o bir parti lideri değil terör götünün sözcüsü gibi söylemlerle  efendilerinin gözüne girmeye kalbini okşamaya çalışmaktadırlar. Güç sizde iken kayıtsız şartsız itaat edenler, rakipleriyle “goygoy” yarışına girer, gözünüze yerleşmek için dört bir yana iftira atmaktan bile çekinmezler ama, Gün gelir de şartlar değişirse karakterleri müsait olduğundan, gücün yeni sahiplerine yanaşır, onları mest edecek mesajlar verir. Bu kez de onları “ölesiye savunuyormuş gibi” yapar. Yani bunlar “ortam”dan nemalanırlar.

Ülkenin: Kürt sorunu, Alevi sorunu, demokrasi sorunu, hukuk, adalet, kalkınma gibi bir dolu sorunu bulunan, hepsini de çözmek için gelen ve çözeceğini defalarca tekrarlayan, AKP-Erdoğan, hiçbirisini çözemediği gibi  Ülkeyi adeta çökertmiştir.  7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ülke adım adım kaosa sürüklenmiştir. Onlarca şehir yerle bir edilmiş binlerce insan yaşamını yitirmiştir. Buna rağmen liderliğini sürekli olarak krallık düzlemine doğru tırmandıran başka bir lider yok ve de olmamıştır sanırım. Bu söylediklerim salt Erdoğan karşıtlığı üzerinden okunmamalı. Evet Erdoğan’ı sevmiyorum ve iktidarda bir gün bile kalmasını istemiyorum ama, söz konusu düşüncelerim tamamen gerçek olguların ürünüdür. En somut, gerçek ve güncel olanından başlayarak söylediklerimi izah etmeye çalıştım. Bugüne baktığımızda gelinen aşamada Türkiye hem içerde hem dışarda tarihinde hiç olmadığı kadar sıkışmıştır. Ülke adım adım kaos’a sürüklenmektedir. Ekonomik olarak da çökme noktasına gelmiştir. Türkiye’nin daha fazlasını kaldıracağını sanmıyorum.

Demem o ki; AKP Erdoğan’ın etrafında kümelenen bu yalakalar gün gelecek Erdoğan’ın ayağının altındaki iskemleyi çekecek olanlar dır.

 

Fecri DOST – Teletex News24