Ankara’daki hesap İdlib’e uymadı. Türkiye ve kendisine bağlı Fırat Kalkanı gruplarının İdlib pratiğini gören Rusya ve Suriye rejimi, tepkisini gizlemeyerek, müdahale etmeye başladı. Şaşaalı İdlip operasyonunda “başarısızlık” göründü.

 

D3FB3731-316C-47E4-90AA-E3C8CAACDDFD
Türkiye, Rusya ve İran tarafından Kazakistan’ın başkenti Astana’da önceki gün düzenlenen 7’nci toplantıda, bir önceki toplantıda “çatışmasızlık bölgesi” ilan edilen İdlib’te işlerin yolunda gitmediği ortaya çıktı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksander Lavrentyev, “Türkiye üzerine düşenleri yapmalıdır” açıklaması yaparken, Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, Türkiye’nin İdlib’deki askeri varlığını saldırganlık ve işgal olarak gördüklerini belirtti.

TÜRKİYE ROLÜNÜ DEĞİŞTİRDİ

Bu açıklamaların nedeninin ise, Türkiye’nin rejime biatte sorun çıkarmayacak Fırat Kalkanı gruplarını İdlib’e sokmakta yaşadığı sorunlar olduğu ifade ediliyor. Astana 6’da varılan antlaşmaya göre, Ezaz-Cerablus-Bab üçgenindeki Fırat Kalkanı grupları İdlib’e geçirilecek ve aşama aşama bu gruplar Heyet Tahrir El Şam’a (HTŞ) karşı savaştırılarak, böylece El Nusra öncülüğündeki HTŞ tasfiye edilecek, yıpranan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) grupları ise rejime biat ettirilecekti.

Türkiye’nin hesabı ise başkaydı. Türkiye, İdlib’e taşıdığı grupların açtığı yoldan HTŞ ile çatışma yerine uzlaşarak Efrîn’in batısını kuşattı. Efrîn’in batısındaki Atme, Darit İze, Kela Seman, Qilê ve Selva köylerine yerleşen Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), hemen karşısında bulunan Demokratik Suriye Güçleri (QSD) denetimindeki köyleri havan ve toplarla vurmaya başladı.

İLKİN EL NUSRA İLE UZLAŞILDI

Bunların yanı sıra İdlib’e taşınan Fırat Kalkanı gruplarının da beklenmeyen arayışlara girdiği kaydedildi. Türkiye’nin “Bana bağlılar” dediği grupların, Şehba bölgesi için kurdurttuğu Suriye Ulusal Koalisyonu hükümetini devirmek için çalıştıkları öğrenildi. Bab’ın TSK denetimine girmesinden sonra Fırat Kalkanı gruplarını kuran geçici hükümetin başına ise Türkiye’de yaşadığı belirtilen ÖSO komutanlarından Ebû Hetabe getirilmişti. Hükümet yetkililerinin tamamına yakınının da Türkiye’de yaşadığı belirtiliyor. Hetabe’nin TSK ile El Nusra arasında uzlaşma sağlamak için 3 kez gözlemci olarak gönderildiği ve sonunda Türkiye’ye Efrîn’in batısının bırakıldığı ifade edildi.

TÜRKİYE KARŞITI GRUPLAR

Hetabe ile birlikte bölgeye geçen heyette yer alan hükümetin savunma bakanı eski ÖSO komutanı Ebdulcabar Egiti’nin ise, altan alta geçici hükümete alternatif ya da paralel bir hükümet kurmak için özellikle İdlib ve Bab’a bağlı köylerde aşiretlerle görüşmeler ve toplantılar yaptığı ortaya çıktı. Egiti’nin bölgede etkin olan Şemar, Begara, Herb, Ecelî ve Buselîm başta olmak üzere aşiretlerle görüşmeler yaptığı belirtiliyor. Bu aşiretlerin çoğunluğunu Türkiye’nin bölgeye girmesini istemedikleri ve bunun için de alternatif bir hükümete sıcak baktıkları belirtiliyor. Aşiretlerden oluşturulacak alternatif hükümetin ise, geçici hükümet gibi olması halinde sert tavır alacaklarını belirttikleri aktarıldı. Türkiye’nin Bab’a girmesinin akabinde kurulan geçici hükümet içerisinde, hem sivil yönetim hem de askeri yönetim ve komutanlığında çok sayıda anlaşmazlıklar ve çelişkiler yaşandığı da biliniyor.

SONUÇ: BAŞARISIZLIK

Böylelikle Astana’da varılan anlaşma ve Türkiye’nin üstlendiği rol gerçekleşmeyince Suriye ve Rusya’nın homurdanmaya ve müdahale etmeye başladığı belirtildi. Bu çerçevede TSK’nin Astana 7’den sonra Efrîn bombardımanını durduğu ve Türkiye’nin büyük propagandayla girdiği ve “Efrîn temizliği” ile sürdüreceğini ilan ettiği İdlib operasyonuna başlamadan başarısızlığa uğradığı ifade ediliyor.

MA / Erdoğan Altan