9584F6E7-2ABE-4006-8E07-0F42DE1D15AADoğu Kürdistan Kürd Cumhuriyeti’nin yıkılmasından sonra Kürdistan bağımsızlık ideali Kürd siyasetinde çıkarıldı. Onun yerine siyasete sömürgeci ülkelere “demokrasi,“ Kürdistan’a “otonomi“ monte edildi. Bu mantık bugün de bir bütün olarak ortadan kalkmış değildir. Değişik isimler altında –demokratik özerklik, kanton, federasyon, konfederasyon- vs. şeklinde Kürd siyasetinde hakim düşünce durumundadır.

Bu düşünce Kürd milli siyasetinin oluşumunu engelemiştir. Kürd siyasi hareketleri arasındaki milli birlik yerine sömürgecilerle birlik politika edinmeye yol açmıştır. Bölgeciliği, parçacılığı ön plana çıkarmıştır. Kürd siyasetinin önünü kapatmıştır. Şu an yaşanan sıkıntı buradan kaynaklanmaktadır.

Bunlar açmazlarımızdır. Tartışılmalıdır. Aşılmalıdır. Bunu engelemeye çalışan siyasi güçler eleştirilmeli ve hatta teşhir edilmelidir. Kürd milletine kazandıracak politika budur. Fakat işin tuhaf tarafı bunu kaç kişi kavramış derseniz etrafınıza bakmanız yeterlidir derim. Etrafımızı amigolar sarmış. Biri yaşanan sıkıntıları eleştirmeye kalkmasın yanlışların militanları koru halinde “Şimdi sırası mı bunların. Düşman dururken şu bu parti niye eleştiri konusu yapılıyor. Bunlar oyun bozandır. Teşhir edilmeli,“ gibi tamda hataların militanı olduklarını ispatlarcasına sahne alıyorlar.

Bu zevatın anlamadığı şudur. Anlayacaklarıda yok ya. Düşman eleştirilmez. Kınanmaz. İşlediği her suç sonrası “kınıyoruz“ demekle yurtsever olunmaz. Düşmanla ancak mücadele edilir, savaşılır. Düşmana şunu diyemesiniz. “Hey düşman niye bunu yapıyorsun? Seni kınıyrum!“ diyen bir mantık Türk, Arap ve Farsın politikasını tanımamıştır. Bu, barbarların kendini yaşatmak için Kürd milletini tarihte yok etmek için politika edindikleri kavranılmamıştır. Bu nereden kaynaklanıyor? Bu çevreler bunca olan bitenden sonra hala barbar düşmanlarımızla “birlikte yaşamı“ öngörmektedirler. İşte yanıldıklarıda budur. Düşman seni millet olarak kabullenme bir yana varlığını kabullenmiyor. Bekasını Kürdleri tarihte yok etme üzerine inşa etmiştir. Bunun değişeceğide yok.

Böylesi barbar düşmanı değiştiremeyiz. Kürdlerin öyle bir görevi de yoktur. Kürd’ün görevi onu ülkesinden kovmaktır. Politikasını bunun üzerine inşa etmektir. Bunun kalkış zemini bağımsızlık hedefidir. Programına bağımsızlığı almayan bir Kürd siyasi hareketi istemesede sonuçta kendini bir sömürgecinin kapısına bağlıyor. Bu da yetmiyor. Diğer Kürd siyasi hareketlere karşı düşmanla beraber mücadele ediyor ve hatta savaşıyor. Kürd hareketlerin tarihini inceleyen bu melanet durumu görmekten zorlanmasınız. İşte bu durum devletleşme yolumuzu kapatmıştır.

Bu yolu nasıl açacağız peki?

 

Bunun yolu bellidir. Kürd siyasal güçlerin zihnini teslim alan tel örgünün yıkılmasına bağlıdır. Kurtuluşu düşman kapısından değil, milli güçlerle ittifaktan geçtiğine inanmasıyla olur. Bu da ancak Kürd siyasi hareketlerin önüne bağımsız birleşik Kürdistan’ı hedef olarak koymasıyla olur. Kürdler bunu yaparlarsa düşman bile saygı duymak zorunda kalır. Çünkü karşısında güçlü bir Kürd gücü vardır ve bununla oynayamazlar. İstemeseler de seninle masaya oturmak zorunda kalırlar.

Her yurtsever Kürd’ün istediği manzara budur. İstenilirse olmayacak bir şey değildir. Bu da ancak milli çıkarı birey, aile, aşiret, parti ve bölge çıkarı üstünde tutmakla, milli bir siyaset temelinde millici güçlerin birliğiyle mümkündür. Beş parça Kürdistan’da ve hatta diasporada bunu ete kemiğe büründürmekle olur. Şu an yaşanan tıkanıklık ancak bununla aşılır. Fakat şu an Kürd hareketine egemen olan siyasal güçlerin yapmak istemediği de budur. Bu tartışılmalıdır. Engel olan güçler eleştirilmeli ve hatta teşhir edilmelidir. Yapılan yanlışın militanı olunmamalıdır. Fakat işin tuhafı ortalıkta amigolardan geçilmiyor. Hemde bunu çığırtkanca yapıyorlar. Yurtseverliklerinden değil, bir kapıya yaranmak için yapıyorlar.

Bu çığırtkanlık yurtsever bir tutum değildir. Yurtseverlik milli siyaset temelinde millici güçlerin birliğini savunmak ve bunu dayatmaktır. Özelde Kürdistan’ın Güneyi’nde bu çıkmazın aşılması için başta peşmerge ve istihbarat olmak üzere devleti devlet yapan kurumları parti bürolarında çıkarmak ve milletin kurumları haline dönüştürülmesi için siyasi güçlerin zorlanmasıdır. Şu anki aile şehir “devletçikleri“ ve dolayısıyla çiftbaşlılığın aşılması için bıkmadan, usanmadan seslendirilmesidir.

Güneyin açmazları bu ve benzeri yanlışlıklardır. Bunlar aşılmadan milli mutabakat sağlanmadan bağımsızlık sakat kalır. Hem içte ve hem uluslararası alanda ciddiyetsiz olarak değerlendirilir. 1992 yılından bugüne yaşanan bu açmazlar Irak-KDP ve YNK tarafından bilerek sürdürüldü. Çünkü her iki partinin üst kadroların çıkarına uygun bir soygun sistemi kurulmuştur. İçte ve dışta ayağa gelen bağımsızlık fırsatı bu sistemle kaçırılır denilmesine karşın bu kez ikinci bir yanlış hesap yapıldı.

“Bağımsızlık Referandumu“ gündeme sokuldu. Sanıldı ki bununla sorunlar aşılacaktır. Öyle olmadı ama. Eski sorunlara yenileri eklendi. Şimdi başka hatalarla eski açmazlar korunmaya çalışılmaktadır. “Kürdistan Yüksek Referandum Komitesi“nin ismini “Kurdistan Siyasi Önderliği-Irak ” olarak değiştirmesiyle bu yapılmak isteniliyor. Bunun altında yaşanan gerçeklik 1992 yılından bugüne süren Barzani ve Talabani ailelerin kurduğu soygun sisteminin devam ettirilmek istenmesidir. Buna dur demek gerekir. Bu tutum kimseye düşmanlık değildir. Kürd/Kürdistan ulusalcılığın, yurtseverliğin gereğidir. Ah hataların militanları bunu bir kavrasa!

 

Hasan H. YıldırımTeletex News24