0446747E-65DF-4582-B5D7-9511CC5E0DDFAKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan, Görünmez Adam’ın ‘Görünürlük Pelerini’ olmuştur.

AKP’ye oy veren insanların yaldızlı birer CV’leri ya da onurlu bir direniş tarihleri yoktur.

Bu insanlar T.C.’nin sözde aristokratları, küçük burjuvaları, kendilerini bu ülkenin sahibi zanneden mağrur Cumhuriyet hanımefendileri-beyefendileri ve alçak dağları ben yarattım edasında dolaşan yarıaydın ve sözde entelektüelleri tarafından cehaletleri, onların tırnak içinde ‘incelmiş’ zevklerine göre hiçbir estetik değer taşımayan giyim kuşamları, sanatsal duyarsızlıkları, yaşam tarzlarındaki bu ve benzeri bir çok geri kalmışlık-bırakılmışlık nedeniyle on yıllar boyunca aşağılanan ve hatta ötekileştirilen insanlardı.

Her gün yanlarından kayıtsızca geçilen, çeşitli vesilelerle iletişim kurulmak zorunda kalındığında bakılan ama görülmeyen insanlardı.

İsimlerini öğrenme ihtiyacı duyulmayan, yıllarca bakkal, manav, temizlik işçisi olarak yüzyüze gelinse de, ait oldukları mekânların dışında karşılaşıldıklarında hatırlanmayan, hatırlandığında bile çokluk tanımamazlığa gelinen garsonlar, başı örtülü kadınlar, şoförler, hamallar, simitçiler, temizlikçiler, boyacılardı; bir kısım işçiler, köylüler, küçük esnaflardı.

T.C. kuruldu kurulalı gelmiş geçmiş bütün partiler ve iktidarlar tarafından din ve vatan denilen iki zaafından olabildiğince faydalanılmak amacıyla bilinçli olarak bilgiye erişimi engellenmiş, eğitimden ve düşünmekten uzak tutulmuş ‘damızlık seçmenler’di.

İsimlerinin başına hiçbir zaman ‘sayın’ sıfatı konulmayan, herkes tarafından ‘sen’ diye hitap edilen ‘gölge insanlar’dı onlar!

Ve on yıllardır kendilerini küçümseyen herkese karşı müthiş bir kin biriktirmişlerdi; artık bu gerçekle yüzleşilmelidir!

Herkes şapkasını önüne koyup, bugün içinde hep birlikte yandığımız bu cehenneme kendi elleriyle attığı odunları düşünmelidir.

Hiç kimse kusura bakmasın, nasıl ki bütün insanlar kendi misyonunu yerine getirerek sonuna kadar varoluşuna sahip çıkma mücadelesi veriyorsa, onlar da içgüdüsel olarak aynısını yapıyorlar.

Ve bu ülkenin dinî, etnik, politik, cinsel, entelektüel v.s. kimlikleri nedeniyle ötekileştirilen diğer kitleleriyle çokluk bir yoksulluk veya ezilmişlik paydasında buluşuyor olsalar dahi, diğer ötekiler azbuçuk okumuşlukları ve görece bilinçleriyle onların üstü gibi gözüktüğü ve çoğu zaman farkında olarak ya da olmayarak öyle davrandığı için, artı bir hınçla ve ilkel bir hırsla veriyorlar bu varoluş mücadelesini üstelik.

AKP’ye oy veren insanların sözde önderleri, onun idealleri ya da partisi, hatta dinî inançları dahi umurlarında bile değil aslına bakarsanız.

Onların iki temel derdi var:

1- Doğdukları andan itibaren kendilerine üstünlük tasladığını hissettikleri ve bu hissiyatla ezim ezim ezilerek binbir türlü aşağılık kompleksi, kin ve nefret biriktirdikleri insanlardan on yılların intikamını almak.

2- Önderleri ve avanesinin cisimlerine bakarak yaşamda kendilerinin de sınıf atlayabileceğine, parayı bulabileceğine dair hayallerini her daim taze tutabilmek, onların görüntüsünde söz sahibi ve görünür olmak.

Yoksa bir gram aklı, vicdanı olan bir insanın bunca vahşetin içinde Tanrı’yı ya da dini görmesi mümkün olabilir mi?

Velhasılı, bu iki temel amaca duydukları dizginlenemez arzu, görünmez olmalarının en belirgin özellikleri haline getirdiği kifayetsiz muhterislikleri, kurnazlıkları ve vahşi hırsları ile buluştuğunda ortaya çıkan tabloya hiç şaşırmamak gerekir aslında.

Aslına bakarsanız, babadan oğula, ezelden ebede böylesine psikolojik bir eziklikle yaşamak, travmatik sonuçları itibariyle en ağır işkencelerle bile yarışabilir.

Baksanız bu kitle ne Ermeniler, Kürtler, Aleviler ve diğer azınlıklar gibi katliamlar görmüş, yersiz yurtsuz bırakılmış, kimliksizleştirilmiştir, ne de bu ülkede yıllarca devrimci mücadele veren insanlar gibi işkence görmüştür.

Bu kitle belki çok uç acılar yaşamamıştır; ancak, çok daha derin bir travmaya maruz kalmıştır: ‘HİÇ’ OLMANIN TRAVMASINA!

Bir yanda elitlerin ve yarı aydınların çiğ mağrurluğu, diğer yanda ezilen halkların ve mücadele eden insanların gururu!..

Ve onların, sonsuz zamanlar boyunca bu makasın arasında bir ‘HİÇ’ oldukları hissiyatıyla durmalarının trajedisi!

Bu travma her türlü işkenceden ve zulümden daha patolojiktir!

Ve AKP ile önderleri, bütün gerçekleri ve kavramları tersyüz eden olanca oportünistlikleriyle ruhlarının kurtarıcısı, varoluşlarını anlamlı ve değerli kılan sihirli değnek, onulmaz yaralarının mucizevi merhemi kılığında dimdik çıkmıştır karşılarına.

Evet, bu ülkede her zaman din ve vatan söylemleriyle oy alınmıştır; ne var ki hiçbir zaman cahil bırakılmış kitlenin eksik varoluşunun üzerine böylesine kurnazca oynanmamış, cehalet böylesine yüceltilmemiştir. Ülkenin yüzü bugüne dek riyakârca da olsa Batı’ya ve sözde de olsa bilgiye ve ilerlemeye dönükken, bugün gözler resmen karanlığa çevrilmiştir; okumamak, öğrenmemek, cehalet, yobazlık devlet politikası ve yükselen değer ilan edilmiştir.

Zaman mekân ve önder ilan edilen kişi, tüm dünyada yükselişe geçen milliyetçilik rüzgârıyla da denk düşerek müthiş bir şekilde buluşmuş ve nadiren gerçekleşebilecek bir kimya ortaya çıkmıştır. Bu halk ve bu kurgunun kimyası öylesine tutmuştur ki, artık kimse durduramaz onları.

İnsanlık tarihinde böylesine niteliksiz, yoz, yobaz bir kitlenin bir ülkenin bütün cesur, birikimli, bedel ödemiş insanlarının tepesine çıkıp tepin tepin tepinme fırsatını ele geçirebildiği, her şeyi soyup soğana çevirebildiği, dilediğince öldürebildiği ve yediği her halttan sonra fütursuzca geğirebildiği kaç tane örnek vardır?

Kaç bin yılda bir, hangi muz cumhuriyetinde gerçekleşebilir böylesine akıllara ziyan bir rezalet?

Hiç bu intikam şansını kaybetmek isterler mi?

AKP ve liderleri ile görünür ve üstelik de hâkim oldular bir kez!

Bu iktidar gözlerinin önünde dünyayı çalsa -ki çalıyorlar-, gözlerinin önünde adam kesse -ki, kesiyorlar-, gözlerinin önünde hukuku, adaleti katletse -ki, katlediyorlar- bile, hiçbir kötülük sonsuz zamanlar sonra ele geçirdikleri bu gücün hâkimiyetinden ve avantajlarından kolay kolay vazgeçiremeyecek onları korkarım.

Dileyelim ki, bir mucize gerçekleşsin ve içlerindeki insanı hatırlasınlar

 

Rabia Mine-Teletex News24